Kaş Yeme İçme Rehberi
Dr. Burkay Adalığ
Kaş’ta Nerede Alışveriş Yapılır
Kaş’a geldiniz, Derya Beach’e indiniz ve şezlonga havlunuzu sererken farkettiniz ki etrafta havlu kullanan nadir insanlardan birisiniz. Bu durum inanın ben dahil pek çok insanın başına gelen bir durum ve daha o gece gidip rengarenk peştemallerden siz de alıyorsunuz. Kaş merkezinde taş döşeli, begonvillerle örtülü Uzunçarşı’da yanyana pek çok giyim, takı ve peştemal dükkanı bulunuyor. Caddenin başındakine girip Pantone kataloğu gibi görünen raflardan istediğiniz renk peştemalleri hem kendinize, hem de ailenize-arkadaşlarınıza hediye olarak almalısınız. (Yalnızca denizde kullanmak için de değil, peştemal bornozlar kışın da çok kullanışlı)
Aynı cadde üstündeki gümüşçüler farklı ürünleriyle mutlaka ilginizi çekecektir. 14 numarada bulunan Mine Takı, çok özel tasarımlarıyla ve bu işe gönül vermiş işletmecileriyle uğramadan geçmemeniz gereken bir dükkan. Aynısını çarşının hemen girişinde bulunan Mencilis için de söyleyebilirim, müthiş tasarımları var. Bunu dışında her tatil mekanının olmazsa olmazlarından olan taklit çanta/bavul/saat dükkanları, magnet, ıvır zıvır hediyelik dükkanlarını zaten anlatamaya gerek yok sanırım.
Kaş’ta Çevrede Nereler Gezilmeli?
Kaş’ta 3-4 gün kaldığınızda rutine girdiğinizi düşünmeye başlayabilirsiniz. Biraz maceracı bir ruha sahipseniz meydandaki tur firmalarından yardım alın. Günübirlik dalış turları, yamaç paraşütü atlayışları, yakındaki Saklıkent kanyonuna giden cip safari turları ve hatta tam karşıda bulunan Yunan adası Meis’e gündüz ve gece ziyaretleri yapmak mümkün. Naturablue‘yu ziyaret ederseniz dalış, paragliding, vs tüm outdoor aktiviteler hakkında bilgi alabilirsiniz.
Meis‘e geçmeyi düşünüyorsanız Kaş’a giderken pasaportunuz da mutlaka yanınızda olsun, günlük vizeleri bu acenteler halledebiliyor. Meis küçücük, rengarenk evleriyle film seti gibi bir ada; yarım gün geçirmek, ara sokaklarında kaybolmak, denize girmek, bizimkinden çok da farklı olmayan Yunan mutfağı mezelerini denemek ve Uzo içmek için gitmeye değer. Çok zengin olmasa da bir duty free dükkanı da olduğunu hatırlatmak faydalı olacaktır. Şanslıysanız tekneniz yanaştığı sırada o sığ suları ev edinen Caretta’ları izlemek çok güzel bir deneyim. Gündüz gitmek istemezseniz Çarşamba ve Cumartesi geceleri akşam yemekli günübirlik turlar da mümkün. Bu sene günübirlik giriş çıkış alınacak vizenin 3 gün sürdüğü bilgisini aldık, eğer Meis’e geçmeyi düşünüyorsanız organizasyonu ilk günlerde yapın. Akşam yemeği için Lazarakis’i seçebilirsiniz. Bu sene hayatımızda yediğimiz en büyük jumbo karidesleri yedik (her biri ufak bir istakoz boyundaydı)
Bir tam gün süren Kekova tekne turları da bir Kaş klasiği oldu artık bizler için. Haritada yakın görünmesine rağmen girintili çıkıntılı kıyı coğrafyası nedeniyle büyük tur tekneleri 2 saatte Kekova’ya ulaşabildiği için yeni bir çözüm bulunmuş. Kaş merkezden minibüslerle 20-30 dk mesafedeki Üçağız köyüne gidiliyor ve tekneye oradan biniliyor. Üçağız zaten Kekova adasının tam karşısına denk geliyor. Bu sayede zaman kaybedilmediği için tüm gününüzü çevre koylarda uzun yüzme molaları vererek geçirebiliyorsunuz. Kekova adası ve anakara arasında pek bir mesafe yok, bu aranın büyük bir depremle oluştuğu düşünülüyor, zaten tekneniz Kekova’ya paralel gitmeye başladığında tarihi ev, kilise kalıntılarını ve denizin dibinde yatan anforaları göreceksiniz. Buraya Batık Kent adı veriliyor.
Öğle yemeği saati geldiğinde de korkmayın, tekne sahibi yerli kadınlar kısırlı, patates salatalı, taze ızgara köfte ve balıklarıyla çok lezzetli bir sofra kuruyorlar ve bu da fiyata dahil. Elbette tekne turunun tepe noktası Kaleköy; burası karadan ulaşımı olmayan 5-10 hane ve 2-3 pansiyondan oluşan minicik bir köy. Bu köyde yaklaşık 1 saat geçiriliyor ve ev yapımı kavun ve şeftali dondurmaları inanılmaz. Tepedeki kaleye çıkmak da mümkün ama sizi 40 derece sıcakta, uzun bir tırmanışın beklediğini hatırlatayım; ayakkabınıza güvenmiyorsanız, şapkanız yoksa dikkat. Ancak tepeye vardığınızda muhteşem bir manzara sizi bekliyor olacak. Tam karşıdaki Kekova adası, çevreye serpiştirilmiş gibi duran kaya mezarları, hemen altınızdaki köy gerçekten çok ilginç bir görsel deneyim. Bu köydeki pansiyonlarda 3 gün kalmıştım (Kale Pansiyon); gece olup da tüm tekneler uzaklaşınca, kara ulaşımı da olmadığı için o anda 50-60 kişinin bulunduğu bu köy sessizliği ve huzuru tarif edemeyeceğim bir deneyimdi benim için. Etrafta hiç ışık olmadığı için gökyüzünün de saatlerce izleyebileceğiniz bir kozmoz belgeseli tadı verdiğini söyleyebilirim.
Kaş’ı görüp de “buraya seneye de gelelim” demeyen hiç kimseyi tanımıyorum. Uyuşturucu gibi adeta tek seferde bağımlılık yaratan bu bakir (malesef giderek yitiriyor bu sıfatını) tatil beldesine sizler de aşık olacaksınız.
Daha ayrıntılı bilgi için www.antalyakulturturizm.gov.tr