Meleklerin Payı

20 Kasım 2014

Springbank 30 yo Millenium Tadım Notları

Whisky Show London'ın yıldızlarından biri kesinlikle Springbank 30 Millenium'du.

Campbeltown'da sayıca çok az damıtımevi kaldığından ve sınırlı miktarda üretim yaptıklarından Springbank bulmak oldukça zor. Campbeltown 1850 lerde 28 damıtımeviyle İskoçya'nın en zengin viski bölgelerinden biriyken bugün sayının bu kadar azalmış olması ve sadece Springbank, Glen Scotia ve Glengyle damıtımevlerinin üretim yapıyor olması çok üzücü. Springbank markasının yanısıra Longrow ve Hazelburn markaları da Springbank damıtımevinde üretiliyor.

Springbank zor bulunurken bir de 30 yıllık Limited Edition Millenium şişesini gördüğümde gerçekten çok heyecanlandığımı söylemeliyim. Eğer bulabilirseniz şişesi 1000 GBP ve Millenium serisinin tüm ekspresyonlarının koleksiyon değeri var.

Tadım Notları:
Renk: Oldukça koyu, tam olarak karamel rengi olduğu için renklendirici kullanıp kullanmadıklarını sorma ihtiyacı hissettim, kullanmıyorlarmış
Koku: Çok elegan, çiçeksi bir kadın parfümü koklar gibi. Hafif yanmış fındık kokusu da alıyorum. Sonradan çarpan şekerli, roma benzer bir havası var.
Tat: Biraz sert ve köşeli (alkol düzeyi %46) ancak inanılmaz kompleks tatlar içeriyor, acıbadem ve fındık, hafif bal tatlılığı, derin nefes alınca ağaçsı bir tat.
Bitiş: Çok uzun, karabiber, kekremsi
Not: 94



 
 



Yeni Bir Damıtımevi: Annandale

1830'da kurulan ancak 1924'te kapatılmasından bu yana neredeyse 100 yıldır üretim yapılmayan Annandale Damıtımevi 10.5 milyon GBP yatırımla tekrar faaliyete başladı. Bu hafta ilk fıçısı doldurulan ve 2018 yılında raflarda göreceğimiz viskilerin eski Annandale viskileri gibi turba etkisinde, isli viskiler olacağı söyleniyor.

Annandale Lowlands bölgesinde Dumfriesshire'de bulunuyor.

Kaynak: The Spirit Business http://www.thespiritsbusiness.com/2014/11/scotch-distillery-re-starts-production-after-100-years/?article-source=newsletter&source=305&date=2014-11-20

19 Kasım 2014

En İyi 10 Viski Şarkısı

"Whiskey man's my friend / He's with me nearly all the time / He always joins me when I drink / And we get on just fine."

Read More: Top 10 Whiskey Songs | http://ultimateclassicrock.com/whiskey-songs/?trackback=tsmclip



"Whiskey man's my friend / He's with me nearly all the time / He always joins me when I drink / And we get on just fine."

Read More: Top 10 Whiskey Songs | http://ultimateclassicrock.com/whiskey-songs/?trackback=tsmcl
"Whiskey man's my friend / He's with me nearly all the time / He always joins me when I drink / And we get on just fine."

Read More: Top 10 Whiskey Songs | http://ultimateclassicrock.com/whiskey-songs/?trackback=tsmclip

İtiraf ediyorum; rock ve blues seven bir adam olmadım hiç... Ama konu viski (whiskey) olunca WHO gibi efsanevi grupların viski temalı şarkılarını bilmekte fayda var.


Eric Haggard viski temalı en iyi 10 şarkıyı, Youtube linkleriyle birlikte derlemiş:
http://ultimateclassicrock.com/whiskey-songs/ 


18 Kasım 2014

Konuk Yazı: Viski Açıldıktan Sonra Ne Kadar Zamanda Tüketilmelidir?



Bana en sık gelen sorulardan biri "açılmış bir viski şişesi ne kadar süre bozulmadan içilebilir?" sorusu... Bu konu yazı planımdaydı ancak araya pekçok tadım notu girince ne zamandır elim değmiyordu.  Deneyimli viskisever Atakan Özdemir (@atakantwt) dostumuzun geçen hafta Twitter'da paylaştığı tadım notları sonrası kendisine rica ettim ve sağolsun kırmayarak müthiş bir yazı kaleme aldı. Bu yazı ile açık şişede oksijene maruz kalarak oksitlenmeye başlayan bir viskinin tat ve kokuya olan etkisini net bir biçimde izlemek mümkün. Atakan dostumuz mesleği olan kimya mühendisliğini viski tutkusuyla birleştirince harika bir deneye imza atmış.




"Temmuz ayı içerisinde tatil için gittiğim İngiltere’de uzun süredir gitmeyi planladığım birkaç viski dükkanını ziyaret etme şansım oldu. En sevdiğim mekanlardan birisi de kendimi cennete düşmüş gibi hissettiğim Whisky Exchange.  Oldukça klasik ve samimi bir ortama sahip olan Whisky Exchange tüm viski severler için tabiri caizse mabet sayılabilecek niteliktedir. Online servis almak isterseniz https://www.thewhiskyexchange.com/ ama eğer yolunuz İngiltere’ye düşerse şu adreste https://tr.foursquare.com/whiskyexchange mutlaka uğramanızı tavsiye ederim. 

Whisky Exchange’i özel kılan şey mekanın kendisi olduğu kadar, dükkandaki servis görevlileri. Eğer doğru frekansı yakalarsanız bıkıp usanmadan size içtiğiniz viskiyi anlatır, damak tadınıza en yakın tatları yakalamanıza yardımcı olurlar. Daha önce adını duymuş olmama rağmen hiç denemediğim Glen Garioch’u da Whisky Exchange de denedim. Bu arada Glen Garioch (Glen Gıhriik) şeklinde okunuyor(muş). Çok beğendiğim bu harika Highland viskisinden iki şişe aldım. Biri kendim diğeri tadım ortağım Işıtan (@stngn) için.    

Dönüşte ilk fırsat Işıtan ile buluştuk ve bir tadım gecesi yaptık. Bir İrlanda viskisi olan Tullamore Dew ile başlayıp karşı kıyıya İskoçya’nın güneyine geçtik. Yumuşak içimli Auchentoschan American Oak 40%, sonrası kuzeye Highland bölgesine geçtik ve Glen Garioch Founder’s Reserve 48%’ı bir kez de uzun uzadıya, damağım artık tatları ayırt edemeyecek kadar yoruluncaya kadar deneyimledik. İkimiz şişenin neredeyse yarısından fazlasını bitirdik diyebilirim. 

O akşamın tadım notları şu şekilde.
1. Tadım: 19 Temmuz 2014 Glen Garioch Founder’s Reserve %48
Koku: Sertlik Derecesi 4. Karamel, şekerleme, çikolata, arka planda odunsu kokular, meşe çok yoğun. 
Damak: Karamel ve kuruyemiş. Fındık oldukça baskın. Likör ve ekzotik kuruyemiş tatları. İlk nefeste damakta patlayan elma ve floral tatlar oldukça tazeleyici.
Bitiş: Bitter ve kuruluk hissi, gayet dengeli bir uzunluk.
Aradan birkaç hafta geçti ve bu muhteşem viskiyi tekrar kadehime doldurdum. Ancak bu arada en sık karşılaştığım sorulardan birisi de aklıma takıldı. Acaba bir viski şişesi açıldıktan sonra viski ne kadar süre ile nefasetini korur? Yarım şişenin altına inmiş bir viski gerçekten oksitlenir mi? Daha önemlisi acaba ben bu değişimi ayırt edebilir miyim? Bunu anlamak için kendimce bir deney yapmaya karar verdim ve aynı şişe Glen Garioch ile düzenli aralıklarla tadım yaparak notlarımı yazmaya karar verdim. Kısa süre içerisinde acaba değişimi gözlemleyebilecek miyim? Diye merak ederek birer ay arayla notlarımı biriktirmeye başladım. İşte birer ay arayla kayıt ettiğim tadım notlarım. 

2. Tadım: 22 Ağustos 2014 Glen Garioch Founder’s Reserve %48 / Hemen hemen tam yarım şişe
Koku: Sertlik Derecesi 4. Karamel, şekerleme, arka planda çok hafif vanilya. Malt ve meşe. Likör ve sabun kokusu
Damak: Karamel. Kuruyemişler Likör. Çok çok arkada lavanta kokusu.  
Bitiş: Bitter ve kuruluk hissi, uzun bitiş.

3. Tadım: 26 Eylül 2014 Glen Garioch Founder’s Reserve %48 / Yarım şişenin biraz altındayım
Koku: Sertlik Derecesi 3. Karamel, bitter limon ve narenciyeler, limon kolonyası. Dipte vanilya ve meşe. (Enteresan bir şekilde bir Highland’den ziyade Singleton gibi Speyside karakteristiği var bu kez)
Damak: Çikolata, Şeri meşe, hafif bir acımsılık ve küflü limon (Bu son tadı çok beğendiğimi söyleyemem).
Bitiş: Baharat, keskin bir acıbadem ve orta uzunlukta bitiş.  
Bu kez içine bir tatlı kaşığı su ekledim.
2.Koku: Yoğun karamel, şekerleme ve floral bir aroma. Malt ve keskin meşe.
2. Damak: Karamel, şeri meşe. Fındık ve ferahlatıcı bir tazelik.
Bitiş: Baharatlı orta uzunlukta bitiş.  

4. Tadım: 18 Ekim 2014 Glen Garioch Founder’s Reserve %48 / Çeyrek şişe civarı
Koku: Sertlik Derecesi 3. Karamel, floral bir yapı. Çok kompleks. Önceki tadımlar kadar net ayırım yapamıyorum. Limon kolonyası.
Damak: Kuruyemiş, odunsu tatlar, şeri meşe, acıbadem. İlk kez bu kadar buruk bir tat aldım.  
Bitiş: Baharat, bitter ve acımsı bir ekşilikle orta uzunlukta bitiş.  
Bir tatlı kaşığı su ekledim.
2.Koku: Karamel, şekerleme ve floral bir aroma. Limon ve turunçgiller.
2. Damak: Malt, şeri meşe. Ferahlatıcı floral yapı. Dipte çok çok az vanilya.
Bitiş: Baharatlı orta uzunlukta bitiş.

5. Tadım: 15 KAsım 2014 Glen Garioch Founder’s Reserve %48 / Çeyrek şişenin oldukça altında
Koku: Sertlik Derecesi 3. Karamel, floral, bahar kokuları, oldukça kompleks. Değişmeyen tek şey karamel ve çikolata kokusu. Ancak o kadar yoğun koku vermiyor. Şişeyi ilk açtığımda daha cama koyar koymaz kokuyu alabiliyordum.
Damak: Odunsu tatlar, fındık, acıbadem, arka planda meşe.   
Bitiş: Baharat, bitter ve orya uzunlukta. Çabuk kaybolan bir burukluk var. Daha önce almadığım asetik bir tat kaldı ağzımda.   
Bir tatlı kaşığı su ekledim.
2.Koku: Karamel, şekerleme ve floral bir aroma. Limon ve turunçgiller.
2. Damak: Malt, meşe. Bitter limon. Yine o asetik tat burukluğu. 
Bitiş: Baharatlı orta uzunlukta bitiş. 

Benim için viski içmenin en güzel yanı şüphesiz her şişede, hatta aydan aya içtiğim her kadehte farklı bir deneyim yaşıyor olmam. Ancak açılmış bir şişe viskinin hızla oksitleniyor olabileceğini unutmamak lazım. Oksitlenme yani hava ile viskinin temas ediyor olması çok arzu ettiğimiz bir durum değil. Öncelikle şişedeki alkol açıldıktan sonra da evapore olmaya devam ediyor ve zaman içinde şişedeki alkol derecesi değişiyor. Alkol miktarının değişiyor olması bazı kokuların ön plana çıkmasını sağlarken kimi kokuların da kaybolmasına neden oluyor. Öte yandan oksitlenen viski de istenmeyen reaksiyonlar oluşabiliyor.
Biraz bu işin kimyasından bahsetmek isterim (Meslek hastalığı:)). Evlerimizde kullandığımız sirke, asetik asittir. Asetik asit üretmenin en kolay yöntemi, etil alkolün içinden hava geçirilerek yükseltgenmesidir. Etil alkol içki yapımında kullanılan bir alkol türü. Eğer düşük kaliteli bir şarabı uzun süre ağzı açık bırakırsanız, örneğin birkaç hafta içinde sirke elde edersiniz. Aynı şekilde malt suyunu da hava ile temas ettirirseniz zamanla yine asetik asit ortaya çıkar. Bunun temel nedeni havanın içindeki oksijen ama aynı zamanda havadaki bazı bakteriler. Bu bakteriler oksitlenme işlemini aşırı hızlı hale getirebiliyor. Öte yandan oksitlenme hızlandıkça bu bakterilerin bir kısmı çok çok hızlı çoğalmaya başlıyor.
Bir şişenin içindeki viski miktarı ne kadar çok ise şişenin içine girecek havaya o kadar az yer kaldığı için, oksitlenmede o derece yavaş oluyor. Ancak şişenin yarısı boş ise artık viski ve oksijen miktarı eşitlendiğinde, malt suyunun (viskinin) oksitlenmesi de o kadar hızlanıyor. Yani şişenin içinde ne kadar çok boşluk var, oksitlenme o kadar çok hızlanıyor ve daha acımsı, küflü ve hoş olmayan tatlar oluşmaya başlıyor. Bu sebepledir ki viski yapımında kullanılan fıçının üretimi çok çok ama çok çok önemli bir zanaatkarlığı gerektirir. Düşünsenize 12-15-18 bazen 50 sene aynı fıçıda kalacak olan alkolün bir miktarı uçacak (meleklerin payı) ve o sızma olmadan fıçıya hava girmemesi lazım. Çok hassas bir denge.
Şişeyi açtınız ve uzun süre saklamak istiyorsunuz. Öncelikle mutlaka gün ışığı almayacak şekilde saklayın. Bir dolabınız yoksa viskinin karton kutusunu atmamış olmanızı umuyorum. En azından kutu içinde saklayın. Bu arada viski için şarapta olduğu gibi ideal saklama sıcaklığından bahsetmek pek mümkün değil, ama ben mümkün olduğunca serin olmasını tercih ediyorum. Ne kadar düşük ısı o kadar az alkol buharlaşması demek. Ne kadar iyi bir mantar kapak olursa olsun şişe hava alacaktır. Bu sebeple daha uzun süre saklamak istiyorsanız mantar kapağın etrafını streç (şeffaf kaplama) film ile kaplamanızı önerebilirim. Son dönemde benim çok beğendiğim bir başka metot ise mermer bilyeler kullanmak. Bulmak çok zor. Ama bu iş için yapılmış olanı bulursanız şişenin içine atıyorsunuz doğal olarak seviye yükseliyor, havaya yer kalmıyor. Ancak bu yöntem sadece açıp bir iki kadeh içtiğinizde anlamlı oluyor, zira yarısı boş bir şişeyi dolu seviyeye getirmek için epeyce bir bilye atmanız lazım şişenin içine. Makul değil.
Şimdi çok çok önemli bir konuya gelelim. Şişenin içinde havaya yer kalmaması için ASLA AMA ASLA VİSKİ ŞİŞENİZİ ŞARAP GİBİ YATIK SAKLAMAYIN. VİSKİ MANTAR İLE TEMAS ETMEMELİ. Viski mantar ile temas ederse koku, tat ve hatta renk değişimi gözlemeniz olası. ASLA VİSKİNİZİ ŞİŞESİ YATIK SAKLAMAYIN.   
Bu kadar lafın üzerine benim yorumum şudur. Bence (tamamen kişisel) bir şişe viskiyi açıp yarıladıysanız kalan yarım şişeyi de beş-altı ay içinde bitirin. Aksi takdirde aynı nefaseti bulamayabilirsiniz. Baktınız o kadar zamanda yarım şişe viskiyi içmeniz olası değil, çağırın arkadaşlarınızı bir tadım gecesi yapın. Heba olmasın. Kimi viskilerde açıldıktan sonra nefasetini koruyabilme süresi bir seneye kadar uzayabilir. Bu tamamen alkol derecesi ve filtrasyon yöntemine göre değişim gösterebilecek bir süre. Ama en önemlisi sizin viskinizi nasıl sakladığınız. Ben çok korunaklı saklıyorum hava şişeden içeri adım atamaz derseniz 10 sene de kalabilir :)
 
Viski kültürü gayet bireysel bir yolculuktur. Siz keyif aldığınız sürece sorun yok. Siz tadına vardığınız her yudumda mutlu iseniz, gerisi laf-ı güzaf….
Sorumlulukla tüketmeniz, keyifle deneyimlemeniz dileği ile.
SLAINTE
Atakan Özdemir

Viski Etiketlerini Okuma Rehberi

Bugüne kadarki yazılarımı takip ettiyseniz, viski etiketlerinde gördüğümüz pek çok terimi açıkladığımı biliyorsunuzdur. Bu yazıyı tüm siteyi okuyacak zamanı olmayan, bir bakışta bir etiketi anlamak isteyen dostlar için yazmak istedim, umarım faydalı olur.
Markete, büfeye gittik ve rafın karşısında duruyoruz. Viski alacağız ama hangisini, şunun şişesi güzel, bunun fiyatı uygun, şuradakini geçen barda görmüştüm vs vs derken kafalar karışıyor. Viski Satın Alma Rehberi yazım bu konuda yardımcı olabilir sizlere.


Biraz daha ayrıntı bilmek istiyorsanız buyurun bir viski etiketinde yazanlar: 

ÖN ETİKET:

Marka: "E şimdi bunu yazmanın alemi var mı?" diyebilirsiniz ama ilk bakışta sadece markaya bakarak viskinin ülkesini ve tek malt olup olmadığını anlamak mümkün. Mesela markanın içinde "Glen" geçiyorsa (Gal dilinde vadi) bu viskinin bir İskoç tek malt viskisi olduğunu söylemek mümkün. Yine çok basite indirgiyoruz ama okuması zor, bolca sessiz harf olan viskilerin İskoç tek malt viskisi olduğunu söylemek mümkün. Okuma rehberi yazıma da bir göz atabilirsiniz.

Ülke: Scottish (İskoç), American (Amerikan), Irish (İrlanda) gibi sıfatlar viskimizin üretildiği ülkeyi bize gösteriyor. Japon viskilerinde "product of Japan" görmek mümkün. İlginçtir ki bir Tayvan markası olan Kavalan'ın etiketinde Tayvan'ı gösteren bir ibare yok. Ancak Kavalan'a takılmayın, %99 viskide üretildiği ülkeyi ön etikette görüyoruz.

Viskinin Türü: Bu başlı başına bir yazı konusu olduğu için ayrıntıya girmiyorum. Ancak "blended" (harmanlanmış), "single malt" (tek malt), "grain" (tahıl) gibi kelimeler en sık gördüğümüz kelimeler. 

Yıl: İşte dev bir tartışma konusu daha. Yakın zamana kadar neredeyse tüm tek malt viskiler etiketinde yıl belirtirken son yıllarda (No Age Statement - NAS) kavramının çıkmasıyla Macallan, Glenlivet gibi ünlü tek malt markalarında bile yıl olmaması normal olmaya başladı. NAS'ın Türkçe'de terim karşılığı olmadığı için "Yıl Belirtilmeyen Viskiler - YBV" olarak adlandırmayı uygun buldum. Bildiğiniz gibi bu sayı şişenin içindeki en genç viskinin yaşını belirtiyor. Yani bir şişede "Aged 10 Years" yazıyorsa emin olun ki o viski şişelenmeden önce 10 yıl fıçıda kalmıştır. Yine önceki bir yazımda belirttiğim gibi viski şişesinde yıllanmadığı için isterseniz 100 yıl bekletin viskiniz 110 değil yine 10 yaşında olacaktır.

"Travel Retail" İbaresi: Pek çok marka sadece duty free'lerde satılmak üzere farklı şişeler üretmektedir. Daha az veya daha çok kaliteli anlamına gelmediğini belirtmekte fayda var.

"The Distiller's Edition" İbaresi: Yine genellikle duty free'lerde gördüğümüz bu ibare o damıtımevinin çıkardığı sınırlı üretim viskileri göstermektedir. Baş Damıtımcı özel fıçıları ayırmakta ve olgunlaşmalarını farklı fıçılarda bitirerek (Finish) o viskinin normal karakterinde ufak oynamalar yapmaktadır. (örn. Lagavulin Distillers Edition'ın Pedro Ximenes, Talisker Distillers Edition'ın Amoroso şeri fıçılarında bekletilmesi gibi)

Coğrafi Bölge: Hem Amerikan hem de İskoç viskilerinde üretimin yapıldığı coğrafya viskinin tadıyla doğrudan ilişkili olduğu için şişelere bölge adları da yazılmaktadır (Amerikan viskilerinde Kentucky veya Tennessee, iskoç viskilerinde Islay, Highland, Speyside, Lowland, Campbeltown gibi)

"Non Chill Filtered" (Soğuk Filtrasyon Yoktur) İbaresi:  Soğuk filtrasyon işlemini daha önce anlatmıştım. Bazı otörler soğuk filtrasyon işleminin viskinin tadını bozduğunu savunduğu için bu işlemi yapmayan üreticiler "Non Chill Filtered" olduklarını özel olarak ön etikette belirtmektedir.

Single Cask: Single Cask (Tek Fıçı) ibaresi o şişedeki viskinin tek damıtımevinden çıkmakla kalmayıp tek bir fıçıdan alındığını göstermektedir. Tek Fıçı viskilerin alkol düzeyleri yüksektir.

Alkol Düzeyi: Alkol düzeyi pek çok üretici tarafından ABV (alcohol by volume) cinsinden % olarak verilmektedir. İskoçya ve pek çok AT ülkesi yasalarına göre alkol düzeyi %40'ın altında olan bir alkollü içecek viski olarak adlandırılamaz (%35 alkol düzeyine sahip bal aromalı markaların aslında viski değil "viski aromalı ballı likörler" olduğunu hatırlatmakta fayda var). Alkol düzeyi olarak genellikle 40 ve 43 görüyoruz, eğer rakamlar 55-60 lar düzeyindeyse baktığınız viski büyük ihtimalle "tek fıçı" (single cask) bir viskidir. 

Şişe Hacmi: Bunu da mı yazıyorsun demeyin, 70 cl ve 1 lt gibi farklı hacimlerdeki viskiler şişe tasarımı nedeniyle aynı miktarmış gibi görünebiliyor, dikkat etmekte fayda var.

ARKA ETİKET:

Üretici adı ve adresi: Diageo, Pernod Ricard, Brown Forman, LVMH gibi dünya devlerinin adları o viskinin kalitesi için bir güvencedir. 

Karamel Kullanımı: İşte burası çok ilginç; İskoçya ve diğer pek çok ülkede viskinin rengiyle oynamak için karamel katıldığında bunu etikete yazma zorunluluğu bulunmuyor (eser miktarda kullanılan E150a nın tatsız ve kokusuz olmasından dolayı) ancak Almanya ve Danimarka'da yasa gereği renklendiricilerin de etikete yazılması zorunluluk olduğu için özellikle free shop larda satılmak üzere etiketlenen 'uluslararası şişelerde' arka etikette 'Mit Fabstoff (Zuckerkulör)" veya "Farven er justeret med karamel" cümlelerini görebiliyoruz. 


Uluslararası paketleme sembolleri: Birbirini takip eden oklar: şişenin geri dönüştürülebilir olması ve elbette en önemli sembol olan üstü işaretli gebe bir kadın. Tahmin edebileceğiniz gibi alkolün fetüs gelişimi üstünde yaratabileceği olumsuz etkileri gösteren en önemli sembol...

... ve son olarak her etiketin olmazsa olmaz cümlesi, içtiğimiz her damladan zevk almamız gerektiğini, sadece içmiş olmak için içmememiz gerektiğini gösteren önemli bir uyarı: DRINK RESPONSIBLY (Sorumlulukla Tüketiniz) veya daha anlaşılabilir şekilyle "abartmanın alemi yok, tadında bırakın":)

Yazıyı okudum ama bir de senin ağzından duysaydık diyenler varsa:
 



Sağlıklı günler... Slainte!!



11 Kasım 2014

TOVOLO Buz Küreleri




Viskisine buz koyanlardan mısınız? Kimileri (ben dahil:)) tek malt viskiye buz koymayı “günahların en büyüğü” gibi algılasa da özellikle Amerika ve Uzakdoğu’da bolca buzla içmek viski kültürünün neredeyse temel kurallarından sayılıyor. Japonya sanat ve estetiğin dokunduğu her alanda olduğu gibi içki sunumu konusunda da kendini geliştirmiş barmenlerle dolu bir ülke ve viskinize buz istediğinizde bir heykeltraş gibi çalışan barmeninizin özel keskilerle dev bir buz küresi hazırlayarak bardağınıza koyduğunuzu görebilirsiniz.

Elbette hiçbirimizin evinde bizim için buz küreleri hazırlayacak Japon bir barmen olmadığı için Tovolo http://www.tovolo.com/set-of-2-sphere-ice-molds firmasının hazırladığı bu ilginç buz kapları yardımımıza koşuyor. Buz neredeyse bardakla aynı çapta olduğu için erimenin daha yavaş gerçekleşmesi nedeniyle uzun süre erimeden ve içkinizi sulandırmadan soğutma özelliğine sahip.

Tabii elimizde bu kadar güzel bir kalıp varken sadece viskimize buz hazırlamak için değil limonatamıza ve diğer soğuk içeceklerimize nar ve nane içeren harika buzlar hazırlamak için de kullanmak mümkün. Bu kalıpla ne yapacağınız tamamen sizin hayal gücünüze kalmış... http://www.youtube.com/watch?v=bL6t9LuMP28

TOVOLO nun diğer mutfak aksesuarları için

Bu arada henüz deneme fırsatı bulamadım ama http://www.esferaice.com/ a da göz atın.

10 Kasım 2014

Gusto Viski Kulübü Notları - Mehmet Yalçın

Cuma günü posta kutularımıza düşen bir e-postayla Mehmet Yalçın üstadla gerçekleştirdiğimiz Gusto Viski Kulübü ilk toplantısının notlarını yine onun zarif kaleminden okuma şansı bulduk. Sağolsun büyük bir incelikle benden de bahsetmiş; aynen kopyalayarak sizlerle paylaşıyorum:



Değerli Gusto Viski Kulübü üyesi dostumuz;


22 Ekim Perşembe akşamı, 1969’da aya ilk kez ayak basan 3 astronottan Edwin Aldrin’in “Bizim için küçük, insanlık için büyük bir adım” sözlerine nazire olabilecek şekilde, “İnsanlık için küçük, ülkemiz yeme-içme dünyası için büyük” sayılacak bir adım atıldı, Gusto Viski Kulübü kuruldu… Ülkemiz için bir ilk olan kulübün kuruluş tadımı, bu ilk adımın önemine uygun bir atmosferde yaşandı. 20’yi aşkın seçkin viskisever, camın yaygınlaşmadığı 1700’lere kadar İskoçlar’ın viski içmekte kullandığı metal viski çanağı “Quaich”i elden ele gezdirerek aynı viskiyi yudumlayıp, viski kardeşliği ritüelini gerçekleştirdiler. Türkiye’de viski ve bira denince ilk akla gelen isimlerden olan, birlikte “A’dan Z’ye Viski” kitabını yazdığımız Teoman Hünal’ın kulübün “onursal başkanı” olarak aramızda bulunması da ayrı bir keyif oldu.

Gusto Viski Kursları’nı bitirenlerin oluşturduğu kulübün ilk toplantısında, tema “Dünya’nın Sürpriz Viskileri”ydi. Kulüpte büyük ölçüde Türkiye’de bulunmayan, dünyanın nadir viskilerinin tadılmasına gayret edilecekse de, üyeler ithal edilen yeni viskileri de keşfetmek isteyecekleri için, her tadımda bir viskinin “X” ismiyle şişe ve etiketi görülmeden servisine karar verildi.



Akşamın “X” viskisi, çok yoğun turba isi kokularıyla bir İskoç maltı olduğunu adeta bağırıyordu. Füme tonların ardından tahıl, çiçek ve bal nüansları da belirince, üyelerden tecrübeli viski blog yazarı Burkay Adalığ hemen atıldı: “Bu bir ada maltı değil, bir Highland maltı… Highland’de de bu denli isli malt çok enderdir. Bu Benromach Peat Smoke olmasın?” Adalığ, 12’den vurmuştu… Bu tok içimli viski, gerçekten de oydu. Tadımda bulunan viskinin Türkiye temsilcisi Ferit Gür’ün bu esnadaki mutluluğu, görülmeye değerdi doğrusu.



Tadımın ikinci viskisi ise, İskoçya’nın ender bulunan bir maltıydı. Küçük bir viski bölgesi olan Lowland’deki Auchentoshan, ülkenin 3 kez damıtılan tek viskisiydi ve bu ona yine 3 kez damıtılan İrlanda viskilerini andıran şurupsu bir yumuşaklık katıyordu. Auchentoshan’ın yılı deklare edilmeyen Springwood’u da aynen böyle bir viskiydi, damağı tırmalamak bir yana, adeta bir bilye gibi kayıyordu. Şeftali ve kuru kayısıyı andıran zarif bukeleriyle, ideal bir aperitifti.



Üçüncü viskide de bir İskoç maltını yudumladık. Bu ender viski için aynı holdingin üç damıtımevinin, Glenfiddich, Balvenie ve Kininvie’nin maltları harmanlanmış, 27 fıçılık küçük bir parti yapılmıştı. “Maymun omzu” anlamına gelen Monkey Shoulder, üzerinde üç maymun kabartmalı tombul şişesiyle gülümsetti, tadının denge ve dolgunluğuyla da yüzleri güldürdü… Evet, bir damıtımevinin tüm karakterini taşıyan “single” maltlar viski hiyerarşisinde en yukarıdaydılar ama, bazen de bu maltların harmanları 12’den de vurabiliyordu.



Gençten yaşlıya, hafiften ağıra gitme prensibi doğrultusunda, dördüncü viski yine yılı deklare edilmeyen bir malttı. 2005’te kurulduğu halde 2013’de  “Asya’nın en iyi viskisi” seçilmeyi başaran Tayvan viskisi Kavalan Single Malt, bakalım gerçekten bu hızlı gelen şöhreti hak ediyor muydu? Yilan eyaletindeki King Car damıtımevi tarafından Syue-shan dağından süzülen memba sularıyla yapılan viski, önce şişesiyle dikkatleri üzerinde topladı. Bir tapınak sütununu andıran iddialı şişede kızıl ışıltılarla gözü okşayan sıvı, kadehlere akıtıldığında ise yoğunluğuyla da olumlu puan topladı: Burun ile damakta ise, Kavalan süratle sınıfı geçti. Mangodan kuru kayısıya uzanan çarpıcı meyvemsi bukeler, geriden gelen bir tatlımsılık ve meşemsilik, yumuşak ve yuvarlanmış bir alkol... Kavalan mükemmel dengede, zarif ama güçlü bir viskiydi. Boşuna yıldızlaşmadığı belliydi.



Asya viskilerine uzanmışken, son yıllarda büyük hamle yapan, kör tadımlarda bizzat İskoç tadımcılar tarafından İskoç viskilerinden bile yüksek puanlar verilen Japon viskilerini de ihmal etmek olmazdı. Tadımda Japonya’yı da ülkenin en saygın damıtımevi Nikka’dan, Taketsuru Pure Malt 12 Years Old temsil etti. Bu viskinin sunumundan önce, Japon viskiciliğinin kurucusu Masataka Taketsuru’nun yaşamından bir film izlendi. Ve Yoichi ile Miyagikyo maltlarının bir harmanı olan bu “blended” malt, ağır ağır kadehlere konuldu. Viski, ilk yudumunda çarpıcı lezzetleriyle insanın başını göğe mi erdiriyordu? Hayır. Dikkat ve hassasiyetle tadıldığında, meşemsi, meyvemsi, füme ve baharatsı tonların çok ince armonisiyle insanı kendine hayran mı bıraktırıyordu? Evet. Kesin olan şuydu ki, viski adına şişelendiği üstadı en iyi şekilde temsil ediyordu. Wine & Spirits’ten aldığı çifte altın madalyayı haketmişti.



Gusto Viski Kulübü’nün bu ilk tadımı, vasat bir çizgi izleyen ve zayıf lezzetleriyle karışım içkisi olarak ün kazanan Kanada viskilerinin, bu makûs talihlerini yenmeye çabaladıkları özel bir rezerv ile devam etti. Canadian Club’ın Small Batch Blended Aged 12 Years’ı, maltlanmış arpadan bakır imbiklerde damıtılan viskiler ile sanayi tipi çavdar viskilerinin bir harmanıydı. Şişesi çok iddialıydı, tadı ise Kanada viskisinin gidebileceği yolun çok da uzun olmayacağını gösteriyordu. Temiz, rafine ve rahat içimliydi; reçinemsi ve vanilyamsı bukeliydi. Ama birinci ligde oynama şansı pek gözükmüyordu.



Tadıma son noktayı ise, bambaşka uçta bir viskiyle, aslında çok yumuşak ve hafif de tatlımsı viskiler olan İrlanda’ların sıra dışı bir örneğiyle koyduk. Ülkenin ilk ve tek isli viskisi Connemara Peated Single Malt, yoğun is kokuları, ardından da tok ve damakta kalıcı yudumları ile, “Bu yeşil ülkenin kızıl saçlı sevimli insanları, arpa maltını islemeyi asırlar boyu niye hiç denememişler? Öyle yapsalardı, belki de İskoç viskilerinin en dişli rakibi olabilirlerdi” dedirtiyordu.



Gusto Viski Kulübü, tadımın ardından bazı kararlar alarak yemeğe geçti. Kararların en önemlisi, tadımların her ayın ikinci Perşembe günü yapılacak olmasıydı. Bir başka karar da, yemeklerde arpa kardeşliğinden dolayı özel biralar yudumlanması, finalde de yine sıkı bir viskinin nihai yudum olarak kapanışı yapmasıydı.



Tadımın yapıldığı İncirli Şaraphane’nin iki kat üstünde yer alan Boğaz manzaralı La Mancha’da yenen ve finalinde 18 yıllık Cutty Sark yudumlanan yemek, neşe ve keyif içinde geçti, bu ipeksi viskiyle puro keyfi de yapıldı.



Bir sonraki tadım ise, 13 Kasım Perşembe akşamı yapılacak ve İskoçya’nın isli ve iyotsu ada viskileri tadılacak. Tabii her yerde öyle kolay bulunamayacak örnekleriyle… Bunlardan ikisi, iki özel Laphroaig. Biri tatlı İspanyol şarabı Pedro Ximenes, diğeri de Quercus Alba fıçılarında yıllanmış bu iki viskinin yanında, Talisker’in yeni çıkan ve hızla bir efsane haline gelen Storm’unun (Fırtına!), Dark’ı tadılacak. Jura adasından Isle of Jura Prophecy, Ardbeg’in yeni çıkan “hiper-füme” Corryvreckan’ı derken, damaklar füme tadlara doyacak. Viskilere, füme et ve balıklardan dilimler de eşlik edecek.


Bu arada Gusto Viski Kursu ilk etabının tamamlandığını, yeni 1. etabın 26 Kasım'da başlayacağını da burada duyurmuş olalım:
"Gusto'nun yeni etap viski kursu, yine Kuruçeşme'de 26 Kasım Çarşamba akşamı 19.00'da başlıyor. Dileyenler, 0212.237 01 12-237 01 17 ve 0545 353 96 70 numaralardan Sezgin Bolat’tan bilgi alabilir ya da info@gustodergisi.com.tr'ye mail atarak programı isteyebilirler"

30 Ekim 2014

Glenlivet de "1 milyon" dedi

Glenfiddich'in uzun zamandır dünyanın en çok satan malt viskisi olduğunu ve yılda 1 milyondan fazla kasa satış yapan tek malt olduğunu biliyoruz.

Chivas Brothers bir açıklama yaparak yaş belirtilmeyen viskileri "Glenlivet Founders Reserve" ün piyasaya çıktığını ve aynı günlerde Glenlivet markasının ilk defa 1 milyon kasa satış sınırını geçtiğini duyurdu. Dünyanın en çok satan malt viskisi hala Glenfiddich ancak hemen arkasında büyük bir rakip olduğu kesin...

Kaynak: The Spirits Business
http://www.thespiritsbusiness.com/2014/10/the-glenlivet-marks-1m-case-sales-with-nas-malt/?article-source=newsletter&source=290&date=2014-10-30

29 Ekim 2014

BENROMACH Damıtımevi


BENROMACH (okunuşu: benroomak)
Sahibi: Gordon & MacPhail Kuruluş Tarihi: 1898/1998 Kapasite: 500.000 litre Yeri: Invererne Road, Morayshire, Speyside Web Sitesi: http://www.benromach.com Kelime Anlamı: Shaggy Mountain (Engebeli Dağ)
 

Notlar:

Benromach yeni ve küçücük bir damıtımevi, ancak bu sıfatlar bizi aldatmamalı.

1800’lerin sonunda kurulan ancak defalarca el değiştiren, son olarak 1950 lerde kapanarak kaderine terk edilen Benromach 1993 yılında bağımsız şişeleme ve dağıtım devi (independent bottler) Gordon & MacPhail tarafından satın alınarak 1998 yılında tekrar faaliyete geçmiş (1998 yılı Ekim ayında Galler Prensi tarafından açılmış olması ilginç bir ayrıntı, damıtımevinde Prens anısına bir fıçı da saklanıyor). Benromach halen Speyside bölgesinde üretim yapan en küçük damıtımevi.

Benromach’ta biri damıtımevi müdürü Keith olmak üzere 3 (yazıyla üç) personel görev yapıyor ve 2 imbikle 500.000 lt viski üretim kapasitesine sahip küçük bir Speyside damıtımevi. Damıtımevi ile ilgili bilgileri www.benromach.com sitesinde Keith’in muhteşem İskoç aksanıyla dinlemenizi öneririm.

Benromach turba etkisi konusunda 1960-öncesi Speyside geleneklerini izliyor ve turba kullanımı konusunda daha cömert. Bunu en yoğun bir biçimde 35 ppm fenol düzeyine sahip (yeni ekspresyonlarda 67 ppm e çıkılması da planlanıyor) Benromach Peat Smoke ile deneyimleyebiliyoruz. Az miktarda üretildiği için 35 ppm lik Benromach'lar bulunmaz olduğunda değerleri artabilir. 

Yine Benromach’ın ilginç bir özelliği 2006 yılında lansmanını yaptığı Benromach Organic in UK Soil Association tarafından üretim süreci başta sona organik kriterlerini karşıladığı için “dünyanın ilk organik viskisi” olması.

Benromach yeni bir damıtımevi olmasına rağmen çift haneli büyüme rakamlarına sahip, Türkiye dahil 30 civarında ülkeye ihraç edilen bir malt viski. Bu yılın başlarında branding revizyonu geçiren marka “butik ve az miktarda elle hazırlanma” fikrini yansıtan el yazısı şişeleriyle boy göstermeye başlasa da Türkiye’de hala eski etiketiyle görüyoruz. Her fıçısı elle doldurulan bir marka için uygun bir branding olduğunu düşünüyorum. Metal kutularda satılması nedeniyle raflarda ilgi çekiyor.

Hepsi de oldukça dengeli ve kompleks lezzetler içeren Benromach 10 yo, Benromach Peat Smoke, Benromach Organic gibi ekspresyonların yanısıra geçtiğimiz günlerde lansmanı yapılan Benromach 100 Proof (%56 ABV) ile takip edilmesi gereken bir damıtımevi Benromach.

Tadım Notları:
Benromach 10 yo http://www.meleklerinpayi.com/2014/04/benromach-10-years-old-tadm-notlar.html
Benromach Organic http://www.meleklerinpayi.com/2014/02/benromach-organic-tadim-notlari.html
Benromach Peat Smoke http://www.meleklerinpayi.com/2014/10/benromach-peat-smoke-tadim-notlari.html



Benromach Peat Smoke Tadım Notları

Benromach Peat Smoke 1 hafta içinde hem Gusto viski kursunda hem de viski kulübünde kör tadım sırasında karşıma çıkan isli bir Speyside maltı. Benromach Peat Smoke yaş belirtilmeyen viskilerden (No Age Statement - NAS); alkol düzeyi %46. Burbon fıçılarında olgunlaştırılmış; 35 ppm fenol içerdiğini öneriyoruz.
Yeni serilerinin 67 ppm gibi yüksek fenol oranlarıyla sunulacağını düşünürsek en kısa zamanda yeniden denemeye değer.

Koku: Oldukça isli ve turba etkisi belirgin ancak Islay hissi vermiyor; vanilya, limon gibi daha Speyside bir havası var. Alkol düzeyinin yüksekliğine bağlı olarak kolonya, tiner gibi tonlar da alınıyor.
Tadım: Turba, zencefil, narenciye (özellikle portakal)
Bitiş: Orta uzunlukta, kırmızı biber
Not: 85

28 Ekim 2014

Nadir Bulunan Glenfiddich Şişeleri - Tadım Notları

Glenfiddich Masterclass - The Whisky Show
The Whisky Show'da katıldığım 1 saat süren Glenfiddich Masterclass'ında tattığımız 6 adet nadir bulunan şişeyle 1960'lardan günümüze markanın gelişimini gözlemleme fırsatı bulduk. Tadımı UK Brand Ambassador Mark Thomson yönetti.

Burkay Adalığ - Mark Thomson



Glenfiddich Straight Malt (şişeleme 1963)

Bu şişe İskoçya dışına çıkıp dünyaya pazarlanan ilk tek malt viskilerden biri (O yıllarda single malt yerine straight malt tanımı kullanılıyor) Glenfiddich o yıllarda kendi maltlama işlemini kendi yaptığı için Glenfiddich maltı kullanılan bu çok açık renkli malt viski Avrupa meşe fıçılarda olgunlaştırılmış. Yaş belirtilmeyen bir viski ancak marka elçisi Mark Thomson yaklaşık 8 yıllık bir olgunlaştırma olabileceğini söyledi. %40 alkol oranıyla şişelenmiş. Mark Thomson Glenfiddich master blender'larının yıllardır benzer bir lezzet yakalamaya çalıştıklarını belirtti ve gelecek sene çıkabileceği bilgisini verdi. Bu kadar eski bir şişe görünce çok heyecanlandığımı ve çok özel bir lezzet beklediğimi söylemeliyim; kaliteli bir malt viski ancak muhteşem değil.

Koku: Vanilya, limon, portakal, çok hafif isli
Tadım: Meyve ağırlıklı, ancak burbon gibi bir ekşiliği de var, hafif mentollü
Bitiş: Orta uzunlukta, meyveli, hafif baharatlı bir bitiş
Not: 86


Glenfiddich Classic (şişeleme 1980'ler)

1980'lerin ortasında kullanımda kalkan uzun boyunlu şişesi oldukça ilginç. Yine yaş belirtilmeyen bir viskiyle karşı karşıyayız. Burbon fıçılarında olgunlaştırılmış. Olgunlaşması şeri fıçılarında tamamlanan (sherry finish) ilk Glenfiddich olduğunu öğreniyoruz. Benim için tadımın yıldızı bu şişe oldu.

Koku: Tam bir aroma patlaması; üzüm, hindistan cevizi, armut, vanilya, pekmez
Tadım: Burunla uyumlu olarak yoğun meyveli, vanilya, portakal ve hafif mentol
Bitiş: Uzun, pekmez tatlılığı, çikolata
Not: 91


Glenfiddich Excellence 18 yo (1990'lar)

1990'larda şişelenmiş bir Glenfiddich. 10 yıl kadar piyasada kaldıktan sonra bugünkü Glenfiddich 18 yo a evrimleşmiş. Mark Thomson özel bir not olarak farklı yemeklerle çok iyi uyum sağladığını belirtti. Şu anda piyasada bulunan 18 yıllık şişeyi tercih ettiğimi söyleyebilirim.

Koku: Limon, kan portakalı, çok tatlı, meyan, kuru üzüm gibi değişik kokular veriyor
Tadım: Fındık, krema, vanilya, karamel. Tat ve koku arasında uyumsuzluk var
Bitiş: Oldukça kısa
Not: 84





Glenfiddich 125th Anniversary Edition

2012 yılında damıtımevinin kuruluşunun 125. yılı anısına çıkarılan ve %43 alkol oranına sahip bu ekspresyon oldukça yoğun turba koku ve tadı olmasıyla beni gerçekten çok şaşırttı (Fenol oranı 12 ppm miş ama daha fazla gibi bir his veriyor) Açıkçası Glenfiddich turba ve is kokusuyla hiç bağdaştıramadığım bir marka; bu anlamda bu şişe benim kafamda "Islay süsü verilmiş" viskiler kategorisine yerleşti.

Koku: İsli, ilaçsı, malt
Tadım: Yoğun malt, hafif meyve tadı, narenciye, karanfil
Bitiş: Şaşırtıcı düzeyde kısa ve kuru
Not: 86


Glenfiddich Rare Collection 1974 Vintage
2011 de lansmanı yapılan bu viskiden piyasada sadece 1500 şişe bulunuyor ve fiyatı 1200 GBP civarında. Farklı brand ambassador'ların favori fıçılarındaki malt viskiler karıştırılmış (vatted malt) %46.5 alkol oranıyla şişelenmiş. Değişik ve özel bir malt viski olduğu kesin, ancak bana fazla tatlı geldi.
Koku: Tatlı ve şekerli bir kokusu var, pamuk şeker koklar gibi, tropik meyveler
Tadım: Yüksek alkol oranına rağmen %40 kadar rahat içimli ve dengeli bir malt, kremamsı bir tadı var, limon kolonyası, tropik meyveler
Bitiş: Orta uzunlukta ve şekerli, ananas
Not: 85



Glenfiddich 38 yo

Çin pazarı için sadece 600 şişe piyasaya sürülen bu 38 yıllık Glenfiddich yazının başındaki fotoğrafta görebileceğiniz gibi etiketsiz beyaz bir şişeden copitalarımıza kondu. Ancak internette arattığımızda kristal karafında ve özel kutusunda 8000 GBP lık fiyatlarla alıcı bulan "collectors item" yandaki şişeyi görünce çok heyecanlandığımı söylemeliyim.

Koku: Meşemsi, kuru üzüm ağırlıklı meyveli bir kokusu var, karamel
Tadım: Kuru, yaşından beklenmeyecek düzeyde rahat ve hafif içimli, tuzlu, çok hafif ve derinden kuru üzüm ve meyve tadı alınıyor
Bitiş: Orta uzunlukta, portakal
Not: 90