Meleklerin Payı

30 Ekim 2014

Glenlivet de "1 milyon" dedi

Glenfiddich'in uzun zamandır dünyanın en çok satan malt viskisi olduğunu ve yılda 1 milyondan fazla kasa satış yapan tek malt olduğunu biliyoruz.

Chivas Brothers bir açıklama yaparak yaş belirtilmeyen viskileri "Glenlivet Founders Reserve" ün piyasaya çıktığını ve aynı günlerde Glenlivet markasının ilk defa 1 milyon kasa satış sınırını geçtiğini duyurdu. Dünyanın en çok satan malt viskisi hala Glenfiddich ancak hemen arkasında büyük bir rakip olduğu kesin...

Kaynak: The Spirits Business
http://www.thespiritsbusiness.com/2014/10/the-glenlivet-marks-1m-case-sales-with-nas-malt/?article-source=newsletter&source=290&date=2014-10-30

29 Ekim 2014

BENROMACH Damıtımevi


BENROMACH (okunuşu: benroomak)
Sahibi: Gordon & MacPhail Kuruluş Tarihi: 1898/1998 Kapasite: 500.000 litre Yeri: Invererne Road, Morayshire, Speyside Web Sitesi: http://www.benromach.com Kelime Anlamı: Shaggy Mountain (Engebeli Dağ)
 

Notlar:

Benromach yeni ve küçücük bir damıtımevi, ancak bu sıfatlar bizi aldatmamalı.

1800’lerin sonunda kurulan ancak defalarca el değiştiren, son olarak 1950 lerde kapanarak kaderine terk edilen Benromach 1993 yılında bağımsız şişeleme ve dağıtım devi (independent bottler) Gordon & MacPhail tarafından satın alınarak 1998 yılında tekrar faaliyete geçmiş (1998 yılı Ekim ayında Galler Prensi tarafından açılmış olması ilginç bir ayrıntı, damıtımevinde Prens anısına bir fıçı da saklanıyor). Benromach halen Speyside bölgesinde üretim yapan en küçük damıtımevi.

Benromach’ta biri damıtımevi müdürü Keith olmak üzere 3 (yazıyla üç) personel görev yapıyor ve 2 imbikle 500.000 lt viski üretim kapasitesine sahip küçük bir Speyside damıtımevi. Damıtımevi ile ilgili bilgileri www.benromach.com sitesinde Keith’in muhteşem İskoç aksanıyla dinlemenizi öneririm.

Benromach turba etkisi konusunda 1960-öncesi Speyside geleneklerini izliyor ve turba kullanımı konusunda daha cömert. Bunu en yoğun bir biçimde 35 ppm fenol düzeyine sahip (yeni ekspresyonlarda 67 ppm e çıkılması da planlanıyor) Benromach Peat Smoke ile deneyimleyebiliyoruz. Az miktarda üretildiği için 35 ppm lik Benromach'lar bulunmaz olduğunda değerleri artabilir. 

Yine Benromach’ın ilginç bir özelliği 2006 yılında lansmanını yaptığı Benromach Organic in UK Soil Association tarafından üretim süreci başta sona organik kriterlerini karşıladığı için “dünyanın ilk organik viskisi” olması.

Benromach yeni bir damıtımevi olmasına rağmen çift haneli büyüme rakamlarına sahip, Türkiye dahil 30 civarında ülkeye ihraç edilen bir malt viski. Bu yılın başlarında branding revizyonu geçiren marka “butik ve az miktarda elle hazırlanma” fikrini yansıtan el yazısı şişeleriyle boy göstermeye başlasa da Türkiye’de hala eski etiketiyle görüyoruz. Her fıçısı elle doldurulan bir marka için uygun bir branding olduğunu düşünüyorum. Metal kutularda satılması nedeniyle raflarda ilgi çekiyor.

Hepsi de oldukça dengeli ve kompleks lezzetler içeren Benromach 10 yo, Benromach Peat Smoke, Benromach Organic gibi ekspresyonların yanısıra geçtiğimiz günlerde lansmanı yapılan Benromach 100 Proof (%56 ABV) ile takip edilmesi gereken bir damıtımevi Benromach.

Tadım Notları:
Benromach 10 yo http://www.meleklerinpayi.com/2014/04/benromach-10-years-old-tadm-notlar.html
Benromach Organic http://www.meleklerinpayi.com/2014/02/benromach-organic-tadim-notlari.html
Benromach Peat Smoke http://www.meleklerinpayi.com/2014/10/benromach-peat-smoke-tadim-notlari.html



Benromach Peat Smoke Tadım Notları

Benromach Peat Smoke 1 hafta içinde hem Gusto viski kursunda hem de viski kulübünde kör tadım sırasında karşıma çıkan isli bir Speyside maltı. Benromach Peat Smoke yaş belirtilmeyen viskilerden (No Age Statement - NAS); alkol düzeyi %46. Burbon fıçılarında olgunlaştırılmış; 35 ppm fenol içerdiğini öneriyoruz.
Yeni serilerinin 67 ppm gibi yüksek fenol oranlarıyla sunulacağını düşünürsek en kısa zamanda yeniden denemeye değer.

Koku: Oldukça isli ve turba etkisi belirgin ancak Islay hissi vermiyor; vanilya, limon gibi daha Speyside bir havası var. Alkol düzeyinin yüksekliğine bağlı olarak kolonya, tiner gibi tonlar da alınıyor.
Tadım: Turba, zencefil, narenciye (özellikle portakal)
Bitiş: Orta uzunlukta, kırmızı biber
Not: 85

28 Ekim 2014

Nadir Bulunan Glenfiddich Şişeleri - Tadım Notları

Glenfiddich Masterclass - The Whisky Show
The Whisky Show'da katıldığım 1 saat süren Glenfiddich Masterclass'ında tattığımız 6 adet nadir bulunan şişeyle 1960'lardan günümüze markanın gelişimini gözlemleme fırsatı bulduk. Tadımı UK Brand Ambassador Mark Thomson yönetti.

Burkay Adalığ - Mark Thomson



Glenfiddich Straight Malt (şişeleme 1963)

Bu şişe İskoçya dışına çıkıp dünyaya pazarlanan ilk tek malt viskilerden biri (O yıllarda single malt yerine straight malt tanımı kullanılıyor) Glenfiddich o yıllarda kendi maltlama işlemini kendi yaptığı için Glenfiddich maltı kullanılan bu çok açık renkli malt viski Avrupa meşe fıçılarda olgunlaştırılmış. Yaş belirtilmeyen bir viski ancak marka elçisi Mark Thomson yaklaşık 8 yıllık bir olgunlaştırma olabileceğini söyledi. %40 alkol oranıyla şişelenmiş. Mark Thomson Glenfiddich master blender'larının yıllardır benzer bir lezzet yakalamaya çalıştıklarını belirtti ve gelecek sene çıkabileceği bilgisini verdi. Bu kadar eski bir şişe görünce çok heyecanlandığımı ve çok özel bir lezzet beklediğimi söylemeliyim; kaliteli bir malt viski ancak muhteşem değil.

Koku: Vanilya, limon, portakal, çok hafif isli
Tadım: Meyve ağırlıklı, ancak burbon gibi bir ekşiliği de var, hafif mentollü
Bitiş: Orta uzunlukta, meyveli, hafif baharatlı bir bitiş
Not: 86


Glenfiddich Classic (şişeleme 1980'ler)

1980'lerin ortasında kullanımda kalkan uzun boyunlu şişesi oldukça ilginç. Yine yaş belirtilmeyen bir viskiyle karşı karşıyayız. Burbon fıçılarında olgunlaştırılmış. Olgunlaşması şeri fıçılarında tamamlanan (sherry finish) ilk Glenfiddich olduğunu öğreniyoruz. Benim için tadımın yıldızı bu şişe oldu.

Koku: Tam bir aroma patlaması; üzüm, hindistan cevizi, armut, vanilya, pekmez
Tadım: Burunla uyumlu olarak yoğun meyveli, vanilya, portakal ve hafif mentol
Bitiş: Uzun, pekmez tatlılığı, çikolata
Not: 91


Glenfiddich Excellence 18 yo (1990'lar)

1990'larda şişelenmiş bir Glenfiddich. 10 yıl kadar piyasada kaldıktan sonra bugünkü Glenfiddich 18 yo a evrimleşmiş. Mark Thomson özel bir not olarak farklı yemeklerle çok iyi uyum sağladığını belirtti. Şu anda piyasada bulunan 18 yıllık şişeyi tercih ettiğimi söyleyebilirim.

Koku: Limon, kan portakalı, çok tatlı, meyan, kuru üzüm gibi değişik kokular veriyor
Tadım: Fındık, krema, vanilya, karamel. Tat ve koku arasında uyumsuzluk var
Bitiş: Oldukça kısa
Not: 84





Glenfiddich 125th Anniversary Edition

2012 yılında damıtımevinin kuruluşunun 125. yılı anısına çıkarılan ve %43 alkol oranına sahip bu ekspresyon oldukça yoğun turba koku ve tadı olmasıyla beni gerçekten çok şaşırttı (Fenol oranı 12 ppm miş ama daha fazla gibi bir his veriyor) Açıkçası Glenfiddich turba ve is kokusuyla hiç bağdaştıramadığım bir marka; bu anlamda bu şişe benim kafamda "Islay süsü verilmiş" viskiler kategorisine yerleşti.

Koku: İsli, ilaçsı, malt
Tadım: Yoğun malt, hafif meyve tadı, narenciye, karanfil
Bitiş: Şaşırtıcı düzeyde kısa ve kuru
Not: 86


Glenfiddich Rare Collection 1974 Vintage
2011 de lansmanı yapılan bu viskiden piyasada sadece 1500 şişe bulunuyor ve fiyatı 1200 GBP civarında. Farklı brand ambassador'ların favori fıçılarındaki malt viskiler karıştırılmış (vatted malt) %46.5 alkol oranıyla şişelenmiş. Değişik ve özel bir malt viski olduğu kesin, ancak bana fazla tatlı geldi.
Koku: Tatlı ve şekerli bir kokusu var, pamuk şeker koklar gibi, tropik meyveler
Tadım: Yüksek alkol oranına rağmen %40 kadar rahat içimli ve dengeli bir malt, kremamsı bir tadı var, limon kolonyası, tropik meyveler
Bitiş: Orta uzunlukta ve şekerli, ananas
Not: 85



Glenfiddich 38 yo

Çin pazarı için sadece 600 şişe piyasaya sürülen bu 38 yıllık Glenfiddich yazının başındaki fotoğrafta görebileceğiniz gibi etiketsiz beyaz bir şişeden copitalarımıza kondu. Ancak internette arattığımızda kristal karafında ve özel kutusunda 8000 GBP lık fiyatlarla alıcı bulan "collectors item" yandaki şişeyi görünce çok heyecanlandığımı söylemeliyim.

Koku: Meşemsi, kuru üzüm ağırlıklı meyveli bir kokusu var, karamel
Tadım: Kuru, yaşından beklenmeyecek düzeyde rahat ve hafif içimli, tuzlu, çok hafif ve derinden kuru üzüm ve meyve tadı alınıyor
Bitiş: Orta uzunlukta, portakal
Not: 90














25 Ekim 2014

Gusto Viski Kulübü Kuruldu

A'dan Z'ye Viski kitabının yazarları Teoman Hünal ve Mehmet Yalçın
Gusto Viski Kursunun ilk etabını dostumuz Keyif Adamı sayesinde öğrenmiş ve 40'a yakın viski tattığımız ve viski kültürünün temellerinin üstünden geçtiğimiz kursla ilgili notlarımı önceki yazılarımda paylaşmıştım. 
http://www.meleklerinpayi.com/2014/03/gusto-viski-kursu.html
http://www.meleklerinpayi.com/2014/04/gusto-viski-kursu-2-hafta-notlar.html
http://www.meleklerinpayi.com/2014/04/gusto-viski-kursu-3-hafta-notlari.html
http://www.meleklerinpayi.com/2014/04/gusto-viski-kursu-4-hafta-notlari.html

Perşembe gecesi Mehmet Yalçın önderliğinde, İncirli Şaraphane’nin çok keyifli bir ortam sunan özel salonunda buluşan eski kursiyerler ve viski tutkunları olarak Gusto Viski Kulübü’nün ilk toplantısını gerçekleştirdik; yani bir anlamda kurucu üyeler olduk.

Bu ilk toplantıda müthiş viskilere geçmeden önce birbirimizi tanıdık. Sadece şarap derken viskinin müthiş dünyasını keşfedip viskiye dönenler, yıllardır viski tutkusuyla İskoçya’ya seyahatler düzenleyenler, viski konusundaki bilgisini artırmak için katılanlar, iş adamları, avukatlar, doktorlar, mimarlar derken müthiş bir grup oluşturduğumuzu söylemem hata olmaz. Benromach ve Tomatin viskilerini Türkiye’de bulmamızı sağlayan sevgili Ferit Gür ve alkollü içecek (ve elbette viski) imparatorluğu olarak adlandırabileceğimiz Diageo’dan Head of Reserve Gönül Gültekin de o gece aramızdaydı.

Bu ilk tadımın viski listesi grubun viski kültürünü karşılar nitelikteydi. Markaların klasik ekspresyonlarını tanımanın ve özelliklerini bilmenin ötesine geçip 15, 18, 21 yıllık şişelerden bahsedebilen, ppm, is düzeyi, karamel eklenmesi, farklı fıçılarda matürasyon vs gibi ileri düzey tartışmalar gerçekleştirebilen bir grupta olmak çok güzel.



Listedeki tüm viskiler ayırd edici özellikleri olan, her an her yerde bulamayacağımız viskilerdi. Listeden ilk dikkati çekenlerin Japon harikası Taketsuru ve Tayvan mucizesi Kavalan olduğunu söylemeliyim. Taketsuru farklı ekspresyonlarını içtiğim, barımda da sürekli bulundurduğum bir viski. Hem Nikka hem de Suntory müthiş viskiler sunduğu için bugüne kadar içtiğim Japon’ların hiçbirinin bende hayal kırıklığı yaratmadığını söylemem yanlış olmaz. Daha önce Solist serisinden bir şişesini denediğim ve 1 ay sonra tadım notlarımı bloga yazarken dönüp defterime bakmama bile gerek bırakmayacak şekilde damağımda iz bırakan Kavalan’ın standart ekspresyonunun da narenciye, pekmez, tropikal meyve notalarıyla gecenin yıldızlarından olduğunu söyleyebilirim. Tayvan, Hindistan gibi coğrafyalarda %16'lara varan meleklerin payı oranlarıyla ve sıcak iklime bağlı olarak 3-4 yıl yıllandırmayla bile böyle müthiş viskilerin ortaya çıkıyor olması gerçekten çok şaşırtıcı. Her iki viski de pek çok ödül almış ve hatta kör tadımlarda İskoç maltlarını geçmiş kalitede viskiler.

İsli tadıyla ve meşe, kuru üzüm notalarıyla farklı bir deneyim sunan İrlanda viskisi Connemara daha önce deneme fırsatı bulamadığım bir viskiydi. Yine aynı şekilde Monkey Shoulder kısa/kuru bitişiyle ve keskin alkolüyle puanları düşen ama kayısı ve fındık gibi kokusuyla ilgi çeken viskilerden biri oldu. Line up’ın bu kadar uç noktalarda ve komplike lezzetler sunan viskilerden oluşması nedeniyle tüm ekspresyonlarını çok beğendiğim Auchentoshan Springwood’un fazla light kaldığını ve biraz haksızlığa uğradığını söyleyebilirim.

Tadımın en özel anlarından biri de kör tadım yaptığımız şişeydi. Üstü alüminyum folyoyla kapalı, markasını göremediğimiz bu şişeden copitalarımıza doldurulan açık renkli bu viskinin daha ilk koklamada yoğun is kokularının yanısıra narenciye notalarına sahip olması en büyük ipucumuz oldu. Turba etkisini aldığımız anda aklımıza Islay gelse de narenciye, kuru üzüm gibi tat ve kokular Highland veya Speyside olabileceği ipucunu veriyor bize. Islay dışı viskilerde de is kokusunu alabildiklerimiz sınırlı sayıda olduğu için nispeten kolay bir kör tadım olduğunu söyleyebilirim.


 
Tabii daha 3-4 gün önce de tattığımız ve anısı henüz beynimizde taze olduğu için İskoçya’nın küçücük ama çok özel damıtımevlerinden olan Benromach’ın Peat Smoke’unu tahmin etmemiz pek güç olmadı. Benromach standart ekspresyonunun yanısıra Organic ve Peat Smoke ekspresyonlarıyla artık Türkiye’de de bulabildiğimiz bir Speyside markası. Diğer ekspresyonlarını da Türkiye'de bulabilmek dileğiyle...









Tadıma başladığımız anlarda Teoman Hünal üstadın aramıza katılması ve deneyimlerini paylaşması bence gecenin en büyük sürpriziydi. Artık malesef raflarda bulunmayan A’dan Z 'ye Viski kitabının yazarları olan ve Türkiye’de viski kültürünün gelişmesine büyük katkıları olan Mehmet Yalçın ve Teoman Hünal üstadları birlikte görmek, harika anılarını dinlemek çok keyifli oldu. Teoman Hünal “Keeper of Quaich” ünvanına da sahip bir viski üstadı ve bildiğiniz gibi ikonik mekanlar olan North Sheld Pub’ların ve La Brise’in de yaratıcısı. 

 
Gönül Gültekin - Teoman Hünal - Burkay Adalığ


Bu yazıyı fazla uzatmamak adına ayrıntılı tadım notlarımı diğer yazılarda paylaşacağım.

(Fotoğraflar Mehmet Bey'in izniyle kullanılmıştır)

24 Ekim 2014

Nikka Miyagikyo 15 yo Tadım Notları


Japon viski üreticisi Nikka’nın Sendai damıtımevinde üretilen Miyagikyo 15 yo %45 alkol oranıyla şişelenen bir tek malt viski. 15 yıllık ekspresyon Miyagikyo serisinin en uzun yıllanmış şişesi. Origami sanatından esinlenen kutusuyla dikkat çekiyor.

Koku: Kuru üzüm, acıbadem, hafif meşe
Tat: Harika bi sıcaklık hissi, tatlı (ama Speyside viskileri gibi şurupsu bir tatlılık değil), acıbadem, fındık
Bitiş: Orta uzunlukta, oldukça baharatlı, özellikle karabiber
 

Not:90

21 Ekim 2014

The Balvenie Tun 1509 Batch 1 Tadım Notları

The Whisky Show notlarımı okuduysanız 500'e yakın viskinin ücretsiz olarak tadıldığı etkinlikte bazı nadir bulunan, pahalı şişelerin de 10 GBP karşılığı jetonlar alınarak tadılabildiğini hatırlayacaksınız.

The Balvenie marka olarak oldukça beğendiğim bir malt olduğu için yeni lanse edilen The Balvenie Tun 1509 Batch 1'in tadına bakabilmek için 2 jetonuma kıydım.

Biliyorsunuz güzel dilimiz Türkçe farklı fıçı türlerini tanımlamakta biraz sınırlı kalıyor. Nasıl cask, barrel, hogshead, butt vs gibi farklı şekil ve hacimdeki fıçıların hepsine "fıçı" diyip geçiyorsak "tun" kelimesini de tanımlamakta zorlanıyorum. "Tun" dev boyutlu ahşap konteynırları tanımlamak için kullanılan bir terim (Mesela arpa maltının maya ve suyla karıştırılıp fermentasyonun başlatıldığı dev ahşap tanklara "mash tun" adı veriliyor)


İşte The Balvenie daha önce 1401 serisinde de yaptığı gibi 1509'da da, birleştiğinde özel bir lezzet yaratacağını düşündüğü 42 fıçısını tek bir ahşap tank içinde biraraya getirerek "evlendiriyor" ve bir tek malt viski karışımı hazırlıyor. 42 fıçının 35'i eski burbon fıçılarında beklemiş malt viskileri içerirken 7 tanesi de Avrupa meşesi şeri fıçılarında beklemiş viskiler. Üst resimde The Balvenie damıtımevinin meşhur 24 numaralı deposunda 1401 numaralı ahşap tankı görüyorsunuz. 1509'un daha büyük olduğunu biliyoruz ancak tek bir ahşap tanktan bahsettiğimiz için bunun sınırlı sayıda bir sunum olduğunu tahmin etmek zor değil. 

The Balvenie bu deneyde daha da ileri gidiyor ve 42 fıçının her birinin tadım notlarını tek bir şemada toplayarak viskiseverlerle paylaşıyor. Resimde her fıçının farklı karakteristikleri olduğunu görebilirsiniz. 


The Balvenie Tun 1509 Batch 1 %47.1 alkol oranıyla şişelenmiş.
Koku: Parfüm gibi oldukça tatlı bir koku, pekmez şişesi koklar hissi veriyor, bal ve portakal kabuğu 
Tat: Oldukça sıcak, marzipan, tarçın ve biber. Kokudan beklediğim kadar tatlı değil.
Bitiş: Uzun, önce kekremsi ve köşeli, sonra yumuşuyor ve damağın arkasında oldukça tatlı bir lezzet bırakıyor
Not: 91

18 Ekim 2014

Londra The Whisky Show - 2. Gün Özeti

The Whisky Show'un 1. günü ile ilgili notlarımı önceki bir yazımda paylaşmıştım.

İkinci gün sırada bekleyerek kaybedeceğim zamanı da hesaplayarak biraz daha erken düştüm yola. Vinopolis'e geldiğimde sıranın daha kısa olmasına çok sevindiğimi söylemeliyim. İçeri girip tadım copita'mı elime aldığımda ilk durağım epeydir yüksek puanlı tadım notları okuduğum Hint viskisi Amrut standı oldu. Standda Amrut Single Malt, Amrut Single Cask ve Amrut Peated'ı tatma şansı buldum. Genel olarak çiçek ve çimen notaları aldığım Amrut'lar kısa yıllanma sürelerine rağmen oldukça dengeli viskiler. Özellikle Amrut Single Cask %63 alkol oranı, reçel, kivi, pekmez gibi değişik aromalar sunmasıyla çok beğendiğim bir viski oldu. 



Amrut'un hemen karşısında festivalin en büyük standlarından biri olan Macallan bulunuyordu. Macallan standında özellikle denemek istediğim bir viski bulunmuyordu ancak daha önce 1824 serisinden Gold ve Amber'ı tattığım için seriyi tamamlamak adına Ruby ve Sienna'yı da tatmak istedim. Ruby'i beklediğimden daha tatlı bulduğumu söylemeliyim. Tatlı viskiler pek damak tadıma uymadığı için fındık, notaları ve dolgun gövdesiyle Sienna'dan daha fazla zevk aldım.

Festivalde sergilenen tüm viskiler ücretsiz olsa da her standda 1-2 adet, oldukça nadir bulunan şişe 10 GBP fiyatlı jetonalarla tadılabiliyordu ve 2. gün tattığım ilk Dream Dram Springbank 30 yo Millenium oldu. Adeta parfüm koklar hissi veren, çok uzun bitişe sahip bu viski benim için festivalin tepe noktalarından biriydi.

Yine seriyi tamamlamak adına Glenmorangie'nin Taghta ve Signet'i bir sonraki durağım oldu. Taghta'nın burbon hissi veren ekşiliğini pek damak tadıma uygun bulduğumu söyleyemem ancak Signet kahve ve kakao notalarıyla, krem brule yemiş hissi veren damağıyla çok beğendiğim bir viski oldu.

Festivalde parayla girilen Masterclass'ların yanısıra Demonstration Stage adı verilen ve gidip yer bulduğunuzda oturup izleyebileceğiniz kısa programlar da bulunuyordu. Laphroaig: Opinions Welcome with David Miles sunumundan önce 15 dk zamanım olduğu için ne zamandır aklımda olan, mavi kare şişesiyle dikkat çeken ve kısa bir süre önce David Beckham'ın marka yüzü olduğu tahıl viskisi Haig Club'ı denemek istedim. Bu kadar premium konumlandırılan (45 GBP fiyata satılıyor) bu viskinin ilk yudumunda yüzümü buruşturmam standdaki arkadaşın hoşuna gitmedi sanırım. Nitekim yanımdaki kadın da benzer bir tepki verince önce bardaklarımıza tepeleme buz doldurdu ve buzlu denememizi istedi. İlginçtir Haig Club buzla çok daha ilginç karabiber gibi tatlar sunan değişik bir viski. Bununla da tatmin olmadığımızı görünce içine Ginger Bitters ve elma gazozu ekleyerek sundu. Sanırım Diageo sek olarak pek sonuç alamayacağını gördüğü için Haig Club'ı biraz daha "kokteyl bazı" olarak konumlandırmak niyetinde.



Haig Club'dan hemen sonra Laphroaig'lerle devam ettik. Laphroaig Quarter Cask, Laphroaig Triple Wood ve 2011 de şişelenen ve %48.6 alkol düzeyine sahip Laphroaig 25 yo u denediğimiz bu oturum bir Laphoraig sever olarak beni fazlasıyla tatmin etti. Yeni Laphoraig 25 ler %45.1 le şişelendiği için bu demodan hemen sonra Laphroaig standına giderek yeni 25 i de tadıp karşılaştırdım. 2014 ekspresyonunun 2011 den daha tatmin edici ve deneli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.


The Whisky Festival'in 2. gününde masterclass'larla zaman kaybetmeden daha fazla viskiyi tatma fırsatı bulduğum için hepsini yazmam olanaksız. Ayrı ayrı tadım notları şeklinde ilerleyen dönemde yazmayı ümid ediyorum. Ancak Yeni Zelanda viskileri, Fransız markası Armorik, ve pek tanımadığım Glenfarclas'ın farklı ekspresyonlarının beni fazlasıyla mutlu ettiğini söylemeliyim.

2. gün katıldığım tek masterclass "Whisky and Chocolate" oldu. Diageo'nun ünlü ismi Colin Dunn ve Rococo marka çikolataların sahibi Sam Smallman'la geçirdiğimiz bu 1 saatin en muhteşem tat çiftinin Talisker Port Ruighe ve %65 Dark Chocolate Spice Island olduğunu söyleyebilirim.

Viskiler elbette ki muhteşemdi ancak ikinci günün benim açımdan en harika anları ne zamandır tanışmak istediğim viski blogger'ları Billy Abbott (@cowfish), Dave Worthington (@WhiskyDiscovery) ve @themisswhisky olarak tanıdığımız dünya tatlısı Alwynne Gwiltle le tanışıp sohbet ettiğimiz anlar oldu. Alwynne'le festivalin Dream Dram lerinden olan ve 2 jeton karşılığı içilebilen muhteşem The Balvenie Tun 1509 Batch No:1 ı tadarken tanıştım. The Whisky Exchange'in müthiş serisi Elements of Islay'ı Billy ile tatmak da büyük keyifti. Islay viskilerini müthiş bir branding'le periyodik tablodaki bir element gibi sunan bu seriden Bw4 ü tatma fırsatı buldum (Bowmore 4. parti)



Festivalin 3. günü Trade Day olarak adlandırılan bir gün ve ben sadece distribütör ve firmalara açık bir gün olduğunu düşünerek Pazartesi gününü Londra'da yaşayan bir arkadaşıma ayırmıştım. Billy'nin davetine kabul edememek beni biraz üzdü. Seneye 3 güne de katılmak üzere plan yapacağım. (thank you so much for the invite to the trade day Billy, very sorry to have missed it, I promise next year it will be the full 3 days)

The Whisky Show 60'ın üstünde viski tatma fırsatı bulduğum, güzel viski insanları ile tanışıp sohbet ettiğim harika bir hafta sonu oldu...

2015 Ekim'ini iple çektiğimi söylememe gerek yok sanırım:)

14 Ekim 2014

Viskigate


10 Ekim gününden beri ilginç bir Twitter olayını takip ediyoruz. Finlandiya aynı Türkiye gibi alkol tanıtımının yasak olduğu ülkelerden biri. Fin otoritesi yakın zamanda düzenlenecek bir festivalin isim ve logosunda "viski" kelimesi geçmesinin yasak olduğunu açıklayınca büyük bir protesto hareketi yaşandı ve binlerce Finli viskisever Fince viski anlamına gelen "viski" ve skandalları anlatmak için kullanılan -gate takısını kullanarak "viskigate" hashtag'leriyle sayısız tweet attılar...

(bu arada linguistik bir kısa bilgi; sadece viski kelimesi değil daha pek çok gramer kuralıyla da Fince ve Türkçe'nin kardeş diller olduğunu söylemek mümkün)


http://blog.themartti.com/2014/10/12/infografiikka-viski-nousi-suomalaisten-huulille/ linkinde ayrıntılı olarak görebileceğiniz bu infografik olayın yayılım hızını çok güzel özetliyor.



Londra The Whisky Show - 1. Gün Özeti


Üzerine basit bir blog yazısı değil kitap yazılabilecek bir haftasonu geçirdim. 4-5 Ekim tarihlerinde Londra'da düzenlenen The Whisky Show Avrupa'nın (belki de dünyanın) en iyi viski festivallerinden biri ve orada olup, 60'ın üstünde tadım yapıp, defter dolusu notla ve izlenimle dönünce nereden başlayacağını bilemiyor insan. Tüm tadım notlarımı elbette tek yazıda toplamam mümkün değil, bu yüzden başka yazılar da gelecek ardından...



Yağmurlu bir Londra sabahında The Whisky Show'un yapıldığı Vinopolis'e yaklaşıyorum. Henüz mekanın kapısına bile ulaşmadan metrelerce uzayan sırayı görüyorum. İlk anda biraz hevesim kaçsa da dakikalar içinde çevremdeki viskiseverlerle sohbet ederek beklemek büyük bir zevk haline geliyor. 20 dk lık bir beklemeden sonra içeri giriyorum ve tadım kadehimi elime alıyorum. İçimde derhal stand alanına girip sırayla tüm viskileri tatma dürtüsü var; ama kendimi tutmam gerek; 500 küsur farklı şişeden Türkiye'de ve duty free'lerde bulma şansım olmayanları seçtim ve hazırlıklıyım. Deneyecek pek çok viskinin yanısıra 3 tane de masterclass'a kaydım var, günü efektif değerlendirebilmek için ilk 20 dakikamı planlamaya ayırıyorum. Dave Broom'un The World Atlas of Whisky'nin yeni baskısını imzalayacağı oturuma girmemeye karar veriyorum zira son dakikada onun masterclass'ına da yer açıldı ve şovun ilk gününü onun masterclass'ıyla kapatacağım...





Güne Japon viskileriyle başlıyorum. 15 yo Nikka Miyagikyo ve 21 yo Nikka Pure Malt tam da beklediğim gibi harika bir başlangıç oluyor. Japon viskilerini geride bırakıp ne zamandır merak ettiğim Hint viskisi Paul John'un standına geçiyorum. Classic, Brilliance, Edited ve Peated adını verdikleri 4 farklı ekspresyonla festivaldeler ve %12 lik meleklerin payı oranıyla dünyanın en açgözlü meleklerinin yaşadığı Hindistan'da üretilen bu müthiş maltları büyük bir zevkle (ve açık konuşmak gerekirse şaşkınlıkla) yudumluyorum.

İlk masterclass'ın saati yaklaşıyor. Yolda iki taşın arasında Springbank 15 yo tadıyorum. Campbeltown viskilerini bulmak o kadar zor ki bu standı sonraya ayırmama rağmen dayanamadım. Diğer şişelere geçmeden ilk masterclass'ın yapılacağı odayı bulmak için koşturuyorum. Festival oldukça geniş bir mekanda yapılıyor ve farklı salonlarda farklı etkinlikler var. Sonunda buluyorum; Glenfiddich'in marka elçisi Mark Thomson la inanılmaz bir line-up tadacağız. Masaya oturunca heyecanla fotoğraf çekmeye başlıyorum ancak gördüğünüz gibi ilk kadeh yanlışlıkla boş unutulmuş, elbette derhal dolusunu alıyorum ve tadıma geçiyoruz. 



Glenfiddich Masterclass

Mark Thomson - Burkay Adalığ
Resimde de görebileceğiniz gibi oldukça nadir bulunan Glenfiddich'leri bir bir deniyoruz. Tadım notlarımı ayrı bir yazıda ayrıntılı ileteceğim bu masterclass'ta en dikkat çeken özellik Glenfiddich karakterinin yıllar içinde büyük bir değişiklik göstermiş olması. Etiketsiz bir şişe olarak sonda gördüğümüz şişenin Çin pazarı için şişelenen ve 10.000 dolar fiyatla satılan 38 yıllık ekspresyonun boş şişeye doldurulmuş hali olduğunu öğrenince oldukça heyecanlandığımızı söylemeliyim. Pek çok katılımcı için tadımın tepe noktası bu son şişe olsa da uzun boyunlu ilginç şişesiyle dikkat çeken ikinci sıradaki Classic %43 benim için daha tatmin edici ve dengeliydi. 4. sırada gördüğümüz ve 125. yıl anısına çıkarılan Anniversary Edition'ın yoğun isli kokusu gerçekten çok şaşırtıcı oldu; Islay süsü verilmiş bir Glenfiddich'ten çok zevk aldığımı söyleyemeyeceğim. 


Bir sonraki masterclass'a gitmeden Bowmore'ları da aradan çıkarmak için standa uğruyorum ve Islay 18 ile Tempest'ı tadıyorum. Tempest kırmızı biber notalarıyla harika çıkıyor.


Martine Nouet - Burkay Adalığ
From Port to Port Finish masterclass'ı için Martine Nouet ile birlikteyiz. Şarap, gastronomi, viski, şeflik gibi pek çok rafine zevki bünyesinde toplamış sevimli bir Fransız kadın Martine. Fransa'da şarapla uğraşırken viski dünyasını keşfediyor ve İskoçya Islay adasında yaşamaya karar veriyor. Bu oturumda da Glenmorangie Quinta Ruban, Edradour Port Cask, Balvenie Portwood 21yo, Laphroaig Cardeas ve Kilchoman deniyoruz. Tüm viskilerin ortak yönü hayatlarının tamamını veya son bölümünü bir porto şarabı fıçısında geçirmiş olmaları. Balvenie Portwood benim için hafif gül notalarıyla bu oturumun yıldızı oluyor. Oturumda Martine'den sayısız ilginç bilgi alıyoruz ama benim için en ilgi çekici olanı viskisinden bir damlayı parfüm sürer gibi bileğinin içine sürmesi ve koklaması, gerçekten de çok farklı kokular keşfetmek için çok iyi bir yöntem ve ben de uygulamaya başladım (elbete elinizi kokulu bir sabunla yıkamadığınız ve bileğinize parfüm sürmediğiniz durumlarda)

Martine Nouet - From Port to Port Finish
Dave Broom - Burkay Adalığ
Günü yine bir masterclass'la kapatıyorum; The World Atlas of Whisky'nin yazarı Dave Broom'la "What is Whisky". İsim sizi yanıltmasın, usta viski 101 dersi vermiyor ve klasik malt tanımlarını zorlayan İsveç, Fransız, Tazmanya, Hollanda viskilerini ve daha o sabah fıçıdan çekilmiş ve sadece 2 yıllık olmasına rağmen müthiş olgun bir butik damıtımevi viskisini tatma fırsatı buluyoruz. Sunumun sonunda Dave'le tanışmak ve yeni baskısı yapılan kitabını imzalatmak büyük keyif. Türkçe bir blog açılmış olmasından memnuniyetini dile getiriyor ve tüm Türk viskiseverlere selamlarını yolluyor...


Dave Broom kitabının yeni baskısını bizler için imzaladı

What is Whisky?

Saat 18:00 e yaklaşıyor, 1. gün bitti... Ertesi gün sadece bir masterclass'ım var ve listemdeki viskilerle 10 GBP lik jetonlarla içebildiğimiz dream dramlari ikinci güne bırakarak mekandan ayrılıyorum. Ayrılmak pek de mümkün değil zira Vinopolis aynı zamanda Londra'daki en büyük viski dükkanlarından birini bünyesinde barındırıyor. Ne zamandır aklımda olup bir türlü alamadığım The Science & Commerce of Whisky ve Discovering Scotlands Distilleries kitaplarımı ve yenisi yayınlanan "kutsal kitap" Malt Whisky Yearbook 2015'i alıyorum. Bu arada not defterimin de sonuna geldim, The Whisky Exchange'in müthiş tadım defterlerinden  (http://www.thewhiskyexchange.com/P-26129.aspx ) birini almanın tam sırası...

2. güne yepyeni bir not defteriyle ve müthiş viskilerle başlamak üzere Thames nehri kıyısında otelime doğru yürüyorum. Yüzümdeki gülümseme tattığım (ve dayanamayıp içtiğim:) viskilerden mi yoksa böyle muhteşem bir organizasyona katılmış olmaktan mı bilemiyorum...



1 Ekim 2014

Londra'da Whisky Show

http://www.whiskyshow.com/

İngiltere’nin en büyük viski etkinliklerinden olan The Whisky Exchange Whisky Show 4-5 Ekim 2014 tarihlerinde Londra’da gerçekleşecek. 2 gün süren bu etkinlikte 90'a yakın viski üreticisi, distribütörü ve damıtımevi sayısız viskisi ile yer alıyor. Her 2 gününe de katılacağım bu etkinliğin benim açımdan iki heyecan verici yönü var: Türkiye’de bulma şansımız olmayan sayısız viskiyi tatma şansı ve sanal ortamda tanıştığım, Facebook’taki International Whisky Bloggers grubunda bilgi alışverişinde bulunduğum pek çok deneyimli viskiseverle tanışma fırsatı. Bu toplantıya Türkiye'den katılan tek viski blogger'ı olduğum için adeta milli olduğumu söyleyebilirim:) 

Geçtiğimiz seneki The Whisky Show'dan bölümleri izlemek bile kalp atışlarımı hızlandırmaya yetiyor.

Toplantıda özellikle önceliklendirdiğim bazı konular var. Şarap fıçılarında bekletilen viskilerin inceleneceği masterclass “From the port to the port finish” merakla beklediğim bir oturum. Linkte de görebileceğiniz gibi bu masterclass’ın sonunda Glenmorangie Quinta Ruban, Balvenie 21yo Port Wood ve Laphroaig Cairdeas Port Wood 2013 ün aralarında bulunduğu şarap fıçılarında olgunlaştırılmış viskileri karşılaştırma şansımız olacak.

Bir diğer eğlenceli masterclass da çikolata üstüne. Whisky and Chocolate oturumunda da 5 viskiyi 8 farklı çikolata ile deneme fırsatı bulacağız.Dünyaca ünlü viski yazarı Dave Broom'un What is Whisky? masterclass'ı ustanın kendi ağzından dinlemek için harika bir fırsat.

Toplantının Dream Drams bölümü en ilginç bölümlerden biri; 10 GBP karşılığında alınacak jetonları kullanarak değil bulmak, bulunca almayı bile hayal edemeyeceğimiz fiyat ve nadirlikteki viskileri tatmak için müthiş fırsat. Listemde 30 yıllık Springbank Millenium ve 25 yıllık Dalmore öncelikli ama orada o müthiş viskileri görüp gözüm kararınca diğerlerinden de deneyeceğimi düşünüyorum.

The Whisky Show sırasında Meleklerin_Payi Twitter hesabımdan canlı olarak paylaşımlarda bulunacağım için cumartesi ve pazar günleri lütfen takipte kalın. Elbette şovun kendi hesaplarından da gün boyunca paylaşımlarda bulunulacaktır https://twitter.com/TWEWhiskyShow 

Dönüşte de edindiğim bilgiler yeni yazılar olarak size geri dönecek.

Slainte! 

02.10.2014 Ek Not:
Program:
http://www.whiskyshow.com/new/wp-content/uploads/2014/10/WS2014_ShowTimetable.pdf
Toplantı Alanı Krokisi:
http://www.whiskyshow.com/new/wp-content/uploads/2014/10/WS2014_ShowTimetable.pdf
Viski Listesi:
http://www.whisky-show.com/new/wp-content/uploads/2014/10/DramList2014.xls?ver=2


30 Eylül 2014

Jura Turas-Mara Tadım Notları


Turas Mara İskoç Galcesinde "uzun yolculuk" anlamına geliyor. Mara kelimesi aynı zamanda deniz de demek olduğu için denizaşırı bir yolculuktan bahsedildiğini anlıyoruz. Jura adasının yerlileri olan Diurach ların 19. yüzyılda yeni maceraların peşinde Jura'yı terketmeleri olayının anısına adlandırılmış bir şişe. Küçücük Jura adasının tek damıtımevi olan Jura'nın "travel exclusive" serisinden çıkan Turas-Mara %42 gibi hiç alışık olmadığımız (40 değil 43 değil) bir alkol düzeyiyle duty free raflarında gözüme çarptı. 

Kutusunu incelediğimizde göremesek de şişenin arka etiketinden karamel ile renklendirildiğini okuyabiliyoruz. Yine kutunun üstüne Jura tüm ekspresyonlarını tek bir şemada toplayarak nasıl bir viskiyle karşılaşacağımızın ipuçlarını veriyor:


Renk: Koyu kehribar
Koku: Zengin ve aromatik, bolca kara orman meyveleri, hafif bir karabiber
Tadım: Yoğun ve vurucu bir giriş, oldukça baharatlı; hafif ve uçucu kokusundan sonra beklediğimden biraz farklı, biraz su ekleyince kuru üzüm kokusu ve tadı ortaya çıkıyor.
Bitiş: Oldukça uzun ve sıcak, badem
Not: 88