Meleklerin Payı

24 Temmuz 2015

Laphroaig #BIGOPINIONS



İskoçya’nın batısında yer alan Islay adasının ikonik viski damıtımevlerinden Laphroaig sosyal medyayı en iyi kullanan viski markalarından biri; Laphroaig bu hafta markanın 200. Yaşgünü etkinlikleri kapsamında eğlenceli bir sosyal medya kampanyası başlattı. 

Marka bir süredir devam eden #opinionswelcome kampanyası ile web sitesi üstünden viskiseverlerin Laphroaig ile ilgili yorumlarını zaten topluyordu. O kampanyanın devam sayılabilecek #BIGOPINIONS kampanyasında viskiseverlerden Laphroaig ile ilgili yorumlarını Twitter’da #BIGOPINIONS etiketi ile paylaşmaları bekleniyor. Seçilen tweet’ler geceleri Laphroaig’in deniz kıyısında yer alan ünlü deposu Warehouse 1’in 20 metrelik duvarına yansıtılıyor. Kampanyanın en emek yoğun bölümü her yorumun yazıldığı anın videosunun ertesi gün sahibine mention verilen bir tweet’le markanın Twitter hesabından paylaşılması.

Türkiye’nin viski platformu Meleklerin Payı da dün gece Laphroaig’in duvarında yerini aldı.
http://www.laphroaig.com/opinions/bigopinions/Meleklerin_Payi/1


Kampanya Laphroaig’in kreatif ajansı White Label’ın bir projesi. Kreatif direktör Greg Saunders kampanyayı şöyle özetliyor: "Laphroaig has been dividing opinions for 200 years. It is a whisky that evokes strong opinions, from friends and foes alike. Our #OpinionsWelcome campaign is a simple reflection of this brand truth. The campaign is an honest and open armed invitation for people to register their genuine opinions on Laphroaig whisky, and a platform on which to celebrate them all." Projenin duvara yansıtma ayağı Projection Artworks tarafından yürütülüyor. Uygarlıktan uzak bir ada olan Islay adasında bağlantı sorunu yaşamamak adına bir Europasat uydusu kullanılıyor.

18 Temmuz 2015

Bir Viski Damıtımevi Gezmeniz için 10 Neden

Güzel bir ortamda viski yudumlamak hepimize çok keyif veriyor. Peki ya üretimini izlemek? 
İşte bir viski damıtımevi gezmeniz için 10 neden:

1- Arpanın nasıl maltlandığını, maltın nasıl fermente olduğunu, imbikten ilk anda nasıl bir viski çıktığını, fıçıların 20-30 yıl nasıl depolarda beklediğini gözlerinizle görmek yudumladığınız viskinin tadını kat kat artırıyor.


2- İskoçya’daki damıtımevlerinin tamamı müthiş bir doğanın içinde yer alıyor; saf kaynak sularını, çağlayan nehirleri, yemyeşil vadileri görmek insanın ruhunu tazeliyor.


3- En büyük markaların damıtımevlerinde bile bütün işi 5-10 kişinin, ustalardan öğrenilmiş en az yüzyıllık yöntemlerle büyük bir bağlılık ve sevgi duyarak yaptıklarını görmek gerçekten çok etkileyici.


4- Fıçı atölyesi de olan bir damıtımevi geziyorsanız o fıçıların ustaların elinde, saatler süren bir işlemle tek tek, hiç tutkal ve çivi kullanılmadan üretildiğini izlemek müthiş bir deneyim.


5- Damıtımevi gezilerinin sonunda mutlaka bir tadım seansı da oluyor ve dükkanlarda/barlarda bulması zor farklı ekspresyonları tatma şansı buluyorsunuz.


6- Hediyelik eşya dükkanı da olan damıtımevlerinde marka baskılı bardak, quaich, giysi vs gibi hediyeliklerin yanısıra piyasaya verilmeyen, sadece damıtımevinde satışa çıkan özel dolum şişeler almak ve hatta kendi şişenizi doldurmak mümkün olabiliyor.


7- Viski üretim sürecini çok net bir biçimde anladığınız için şişe etiketlerini, tadım notlarını farklı bir gözle okumaya başlıyor ve daha bilinçli bir tüketici oluyorsunuz.


8- Farklı damıtımevleri gezdikçe üretimdeki ufak değişikliklerin, yıl farklarının, farklı fıçı türlerinin kullanımının tada nasıl yansıdığını daha net fark edebilir hale geliyorsunuz.


9- Damıtımevi müzelerinde tarih içinde o markanın nasıl bir evrim geçirdiğini, şişe ve etiket tasarımında nasıl değişiklikler yaşandığını gözlemleme fırsatı buluyorsunuz.


10- ...ve elbette her köşesinde müthiş kareler sunan damıtımevlerinden yapacağınız Instagram paylaşımlarınızla bolca "like" toplayabiliyorsunuz:) #cloudporn #distillery

Tüm fotoğraflar Mayıs ayında ziyaret ettiğimiz İskoçya Speyside bölgesinin komşu damıtımevleri The Balvenie ve Glenfiddich'te çekilmiştir.

17 Temmuz 2015

Jack Daniel's Sinatra Select Tadım Notları



Viskinin en iyi eşlikçilerinden biri şüphesiz müzik. Elbette müzik zevki de aynı viski zevklerimiz gibi kişiden kişiye farklılıklar gösteriyor ama kendim de amatör müzisyen olduğum için vokal caz ve klasik müzik benim vazgeçilmezlerimden. 


İKSV Caz Festivali her yaz İstanbul’a bambaşka bir renk getiren bir etkinlik. Bu yıl işlerimin yoğunluğu nedeniyle konserleri malesef takip edemedim ancak Maltın Günü Tadım Grubumuzdan dostlarım, kendisi de bir caz müzisyeni olan Koray Kaan Özdemir ve Ozan Vural’la katıldığımız, Tarabya’daki Alman Başkonsolosluğu yazlık rezidansının bahçesinde gerçekleşen Sinatra & Lady Day konserinde kendi vokal tekniğimde de büyük etkisi olan efsane isim Frank Sinatra ve bir diğer efsane Billie Holiday’le özdeşleşmiş caz klasiklerini Oleta Adams, China Moses ve Aloe Blackk gibi dünyaca ünlü vokalistlerden ve davulcu Terri Lyne Carrington liderliğindeki müthiş orkestradan canlı dinlemek büyük bir zevk verdi. Oleta Adams yaşının verdiği deneyimi ve sesinin derinliğini her notasında hissettiren bir diva. China Moses ve Aloe Black de çok daha genç olmalarına rağmen harika bir entonasyon ve ajiliteyle klasikleri hakkını vererek yorumlayan ve Oleta Adams’ın sahnesinde hiç ezilmeden yükselen müzisyenler oldu.
Sinatra & Lady Day

Burkay Adalig, Aloe Blacc, China Moses, Oleta Adams

Burkay Adalig, Oleta Adams

Sinatra ve Holiday’in yaşıt olduklarını ve 1915 doğumlu oldukları için bu sene bu iki eski dostun 100. Yaş günlerini kutladığımızı konserde öğrendiğimi itiraf etmeliyim.


Frank Sinatra, adı viskiyle özdeşleşmiş bir sanatçı; konserlere elinde bir viski bardağıyla çıktığını ve Sinatra kadar efsaneleşmiş Tennessee viskisi Jack Daniel’s dan vazgeçemediğini biliyoruz. Önceki yazılarımdan birinde üretim tekniklerinden ayrıntılı bahsettiğim Jack Daniel’s diğer tüm burbonlar gibi üretilse de son aşamada Lincoln County Process dediğimiz bir işlemle kömürden filtre ediliyor ve yumuşak içimini buna borçluyuz. Sinatra viskisini “2 parmak viski, 3 buz ve çok az su” kombinasyonuyla klasik viski bardağı olan tumbler’da “On the Rocks” tercih ediyor. Viskisine ve sigarasına olan bağlılığı o kadar büyük ki söylenenler doğruysa gömülürken mezarına bir şişe Jack Daniel’s ve bir paket Camel sigara bırakılıyor.


Konserden önce tatma fırsatı bulduğumuz SINATRA SELECT yakın zamanda Sinatra onuruna çıkarılan en pahalı Jack Daniel’s ekspresyonu. Bildiğiniz gibi en klasik viskiler bile yıllar içinde karakter değiştirebiliyor; Sinatra’nın içtiği dönemde daha keskin ve baharatlı aromalar sunan ve yüksek alkol oranına sahip Jack Daniel’s karakterini tekrar yakalayabilmek için kömür filtrasyonundan bir aşama daha ileri gidilmiş ve olgunlaştırma sırasında içi derin oluklara sahip fıçılar kullanılmış. Tahmin edebileceğiniz gibi viskiyle etkileşime giren yüzey alanı arttığı için meşe karakteri ve Amerikan meşesinin klasik aromaları olan karamel ve vanilya viskiye daha fazla siniyor ve burunda bu aromaları daha yoğun hissediyoruz. Yine bu döneme bir gönderme olarak 90 Proof (%45 ABV) şişelenmiş. Klasik Jack Daniel’s sevenlerdenseniz bu şişe aklınızı başınızdan alabilir.



Sinatra Select içinde tüm hikayenin yer aldığı ciltli bir kitapçık ile çok şık bir siyah kutuda sunuluyor.




Burun: Tatlı, meşe etkisi yoğun, vanilya, yanık şeker

Damak: 45% alkole rağmen içimi çok rahat, sıcak ve beyaz biber hatırlatan baharatlı bir damak, Frank Sinatra buzla tercih etse de ben buzsuz denedim, tadım değil günlük içim amacıyla diğer Jack Daniel’s lar gibi buzu rahat kaldıracağını düşünüyorum.   

Bitiş: Orta uzunlukta, vanilya ağırlıklı tatlı bir bitişi var

Not: 85

13 Temmuz 2015

Kilchoman Machir Bay Tadım Notları

Lagavulin, Caol Ila ve Ardbeg gibi Islay adası efsanelerini sıklıkla yazıyoruz. 125 yıldan sonra Islay adasında kurulan ve 2005 yılında üretime başlayan Kilchoman, Islay geleneğini sürdüren son damıtımevi. Kilchoman şu anda kendi arpasını kendi üreten ve maltlayan çok az sayıda İskoç damıtımevinden biri ve yılda 700 fıçı gibi çok düşük bir üretime sahip. İlk olarak 2012 de genel piyasaya sürülen Machir Bay pek çok Duty Free'de bulabileceğiniz, en çok satılan Kilchoman ekspresyonu.

Elimdeki Machir Bay, 5-6 yıl burbon fıçılarında olgunlaştırılmış viskilerin bir karışımı ve %46 alkol oranıyla 2014 te şişelenmiş; burbon fıçısında olgunlaşan viskiler 8 ay da Oloroso Sherry fıçılarında bekletilmiş.

Burun: Yoğun bir turba etkisi, isli, ancak Islay viskilerinde sıklıkla rastladığımız ilaçsı karakter yok, çiçeksi çok zarif notalar, vanilya ve tarçın
Damak: Yanık süt, çok tatlı, meyveli topkek yer gibi, kuru üzüm, tropikal meyveler, %46 değil daha düşük alkollü bir viski içiyor hissi var, çok dengeli
Bitiş: Oldukça uzun, hafif bir is/yanık tadı var ama meyve notaları sürüyor (meyveli kekin hafif dibi tutmuş kısmını yediğinizi düşünün)
Not: 86


Islay viskileri daha çok soğuk, bulutlu, rüzgarlı günleri çağrıştırıyor ama Machir Bay ve önceki aylarda denediğim diğer bir Kilchoman olan Port Cask Matured zarif karakterleriyle “yazlık Islay” olarak adlandırabileceğim şişeler. 

Fotoğraftaki muhteşem sahil Islay adasındaki Machir Bay

10 Temmuz 2015

Ankara Viskisi



İçilen ilk viskinin yeri ayrı.


90’lı yıllar; arada bir babama hediye olarak VAT 69, Johnnie Walker Reb Label ve J&B gibi harman viskiler geliyor, asla ve asla “Dallas” dizisindeki gibi değil ama evde ufak bir barımız var ve kristal bardaklarımız önünde hazır duruyor. O yıllarda tek malt nedir, harman viski nasıl yapılır, viskilerin tatları farklı mı hiçbir fikrim yok...


Evdeki bu “lüks” viskileri hemen bitirmemek için gündelik tüketim amacıyla Ankara Viskisi aldığımızı hatırlıyorum; babam 3-4 buz koyarak içiyor ama daha o yaşta sulanmış ve buz konmuş viski tadı hoşuma gitmiyor ve okuduğum 2-3 kaynakta da “su konmaz” diyor, bu nedenle sek içiyorum ve bu harika viskiyle hayatımdan çok memnunum...


TEKEL’in çok naif bir çabayla 1963 yılında üretimine başladığı Ankara Viskisi, 2000’li yıllarda piyasadan çekilene kadar Türkiye’de üretilen ilk ve tek viski olarak rafları ve mütevazi ev barlarımızı süsledi. Ankara Viskisi 1960’larda yurtdışına bağımlılığı azaltmak, para çıkışını durdurmak ve yerli malını desteklemek için üretilmiş bir içki ve tadı nasıl olursa olsun bence Türkiye alkollü içki kültürü açısından bir kilometre taşı. 2004’de TEKEL’in özelleşerek Mey İçki haline gelmesi, 2011 yılında da dünya alkol devi Diageo’nun Mey İçki’yi 2.1 milyar $ fiyatla satın alması malesef Ankara Viskisi’nin sonu anlamına geliyor.  


Ankara Viskisi üstüne kaynak bulmak, tadım notu okumak gerçekten çok zor. Ankara Viskisi içtiğim yıllarda o kadar genç ve tecrübesizdim ki tadım notlarımı paylaşmam çok mümkün değil (elimdeki şişeleri de açmaya kıyamadım henüz) Ancak %43 ABV li bir viski olmasına rağmen boğazımı yakan, sıcak ve tahıl ağırlıklı bir damağı olduğunu hatırlıyorum. Amerika’da yaşayan Türk viski uzmanı Bozkurt “Bozzy” Karasu web sitesi www.bozzy.org da Ankara Viskisi’nden bahsediyor ve bu harika yazı Ankara Viskisi üstüne okuyabileceğiniz en iyi yazılardan biri. Sevgili Bozkurt’un izniyle onun tadım notlarını paylaşma istiyorum:
 

Nose has sweet and dried fruits, raisins, dried plums. Very malty. Palate is a little harsh, young alcohol burns the tongue. Spiciness of unmalted barley is kind of nice, like Irish whiskey. Young and damp wood influence and hint of dried sweet apricots follow. Finish is pretty short and spicy.

(Burunda tatlı ve kuru meyve, kuru üzüm ve erik kokuları. Malt kokusu yoğun. Damağı biraz sert ve genç gövdesiyle dili yakıyor. Maltlanmamış arpa bahart tadıyla İrlanda viksilerini hatırlatıyor; hemen ardından genç bir nemli tahta etkisi ve kuru kayısı tadı izliyor. Bitişi oldukça kısa ve baharatlı)


Bozkurt’un yazısında okuyabileceğiniz gibi Ankara Viskisi üretimi durduktan sonra imbikler Virginia Distillery tarafından satın alınıyor. Craft viskilerle büyük bir canlanma yaşayan Amerika viski endüstrisinin bizim gibi bir ülkeden artık kullanılmayan imbikleri satın almış olması gerçekten çok sürreel. İmbikler şu sıralar Virginia Distillery de kurulum aşamasında.





Mehmet Yalçın’ın Facebook’ta Viski Tutkunları grubumuzda paylaştığı lansman fotoğrafları Ankara Viskisi üstüne en önemli belgelerden. Neredeyse 60 yıl önce iki dirhem bir çekirdek giyinmiş insanlara konyak kadehlerinde sunulan Ankara Viskisi, 2015 yılında çağın ne kadar gerisinde kaldığımızın bir kanıtı adeta.
Ankara Viskisi Lansmanı

Ankara Viskisi Lansmanı


Ankara Viskisi satışta olmadığı için neredeyse koleksiyon statüsüne ulaşmış durumda. Ankara Viskisi yıllar içinde 3 farklı şişede piyasaya sürülmüş. Geçtiğimiz günlerde şans eseri ulaştığım, benim için ikonik olan kare şişe ve 2003 yılında piyasaya sürülen yuvarlak, siyah etiketli şişe şu anda barımın en nadide parçaları arasında (yazının başındaki fotoğraf). Arşivlere göz attığımızda 2003'te yeni şişenin lansmanı sırasında Tekel Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Sezai Ensari'nin, yıllardır dünya kalitesinde ürettikleri Ankara viskisinin tüketicilerden gerekli ilgiyi görmediğini belirterek, ‘‘Bu malt viski yabancı viskilerin kalitesini aşan bir ürürümüz. Ama Tekel'in pazarlamada yaşadığı eksiklikler nedeniyle üreticiye iyi bir albeniyle sunulmamış. Şimdi Avrupai bir şişeyle halkımıza aynı tatla tekrar vereceğiz'' demeci gerçekten çok ilgi çekici...Geçenlerde çok yakın bir arkadaşımın Gaziantep’teki ninesinin evinden çıkan ve 60’lardaki siyah beyaz dergi reklamlarından tanıdığımız ilk şişenin de hepimizi çok heyecanlandırdığını söylemem gerek.
 
Ankara Viskisi İlk Şişe

Sınırlı miktarlarda da olsa dünyanın her coğrafyasında viski üretiliyorken Türkiye’de aktif çalışan bir damıtımevinin bulunmaması gerçekten utanç verici. En kısa zamanda tekrar viski üreten ülkeler listesine girebilmek dileğiyle...