Meleklerin Payı

24 Ocak 2015

Viski Eşliğinde 2014'ün En İyi Filmleri




Yılın en eğlenceli günleri; Hollywood ödül sezonu başladı ve üstüste adaylıkları / ödülleri takip etmeye başladık. Geçtiğimiz günlerde Altın Küre’lerin dağıtılmasını takiben de Oscar adayları açıklandı.


Elime bir bardak viski alıp, bir film izlemek için ekranın başına geçtiğim anlar benim için her zaman çok özel... Geçenlerde 2014 yılında içtiğim ve bende iz bırakan viskileri listelemiştim. İki tutkum olan sinema ve viskiyi birleştirerek geçen sene de yaptığım gibi yılın en beğendiğim filmlerini  ve onlara yakışacağını düşündüğüm viskileri de listelemek istedim.


İzlediğim filmleri http://www.criticker.com/?fl&user=burkayadalig adresinde kaydediyor ve puanlıyorum. Kısa bir göz atma ile yıl boyunca yaklaşık 280 film izlediğimi söyleyebilirim (250 kadarı bu sene çekilen filmler). Oscar adayları listesinde gördüğümüz filmlerin %95’ini de izleme şansı buldum (belgesel ve yabancı film kategorisinden eksiklerim var) Siz de filmlere puan verebileceğiniz, kısa yorumlar ekleyerek kendi kişisel arşivinizi oluşturabileceğiniz Criticker web sitesinde aşağıda listelediğim tüm filmlere yazdığım kısa yorumlarımı ve 100 üstünden verdiğim puanları da görebilirsiniz:


1-Birdman


Bu sene 100 üstünden 100 verdiğim tek film olan, başyapıt niteliğindeki Birdman, gerek senaryosu, gerek kurgusuyla aklınızı başınızdan alabilir. Viskiye bile gerek kalmadan sarhoş edebilecek bu müthiş filme Bulleit Small Batch Rye gibi özel bir Amerikan viskisi yakışır.


2-Whiplash


Black Swan ve Shine tarzı muhteşem filmleri caz müziği ile hibridleyin ve baterinin dinamizmini katın. Her müzikseverin mutlaka izlemesi gereken bu müthiş filme son günlerde tattığım en iyi burbonlardan Wild Turkey 101 Proof’u uygun gördüm.


3-Nightcrawler


Bu sene karanlık, mistik ve çok kaliteli filmler izliyoruz. Jake Gylenhall bu karakteriyle film tarihinin en sevimli psikopatlarından birini yarattı bence.Bu zengin dramaya zengin aromalar sunan bir Yamazaki önerebilirim.


4-Foxcatcher


Bu senenin ilginç izlencelerinden biri daha; gizemli ve elegant duruşuyla senenin önemli filmlerinden. Channing Tatum’un müthiş oyunculuğuna dikkat. Güçlü bir blend düşünebilirsiniz; mesela Chivas Regal 18 veya 25 veya bütçeniz bu kadarına elvermiyorsa Johnnie Walker Black Label 


5-Only Lovers Left Alive


Son yıllarda gördüğüm en kaliteli ve arthouse sayılabilecek vampir filmi. Fas’ta geçen mistik sahneler için Lagavulin 16, Ardbeg Uigeadail gibi isli, vurucu ama dolgun ve olgun bir karakterde bir Islay viskisi öneriyorum.

6-The Grand Budapest Hotel


Wes Anderson’un simetrik, aşırı düzenli ve hesaplanmış, naif dünyası yine karşımızda. Glenmorangie serisi bana hep Wes Anderson’un pastel renk paletini hatırlatmıştır. 


7-Filth


Trainspotting kadar olmasa da vurucu, anarşik, ters köşeye yatıran bu filme Tullamore Dew Phoenix gibi yüksek alkollü, cask strength bir İrlanda viskisi lazım.


8-The Lego Movie


Oscar adaylığına (ve dahi kazanmasına) neredeyse kesin gözüyle bakılan, ancak adaylar arasında adı geçmeyince büyük tepki yaratan The Lego Movie senenin en iyi animasyonu. Rengarenk, eğlenceli ve kara mizahla dolu bu filme Jameson Lime-Pop, Mint Julep, Jack Daniels Nar gibi eğlenceli bir viski kokteyli çok yakışabilir. 


9-X-Men: Days of Future Past


“Alt tarafı seri halinde çekilen bir sci-fi, yılın en iyi ilk 10 filmi arasında ne işi var” diyebilirsiniz, ama gerçekten gerek efektleriyle, gerek paralel hikaye kurgusuyla çok etkileyici bir film. Gentleman Jack’le hazırlanmış bir Lynchburg Lemonade geliyor aklıma.


10-Calvary


İrlanda’da geçen bu karanlık, gizemli, psikolojik gerilimi elinizde Connemara gibi isli bir İrlanda viskisiyle izleyin.

İlk 10 oldukça eksik gelebilir; "zevkler ve renkler tartışılmaz" ilkesine dayanarak ve haksızlık da etmemek için 85'in üstünde puan verdiğim, izlerken bana çok zevk veren senenin diğer iyi filmlerini de listelemek istiyorum (bu dağınık bir liste):
  • Locke
  • Selma
  • Still Alice
  • Lucy
  • Gone Girl
  • I Origins
  • Two Days, One Night
  • Divergent
  • Jodorowsky's Dune
  • Pride
  • Snowpiercer
  • The Theory of Everything
  • The Imitation Game
  • About Time
  • Coherence
  • Frank
  • Housebound
  • Into the Storm
  • The Way He Looks 
  • Force Majeure 
Tüm sezon adları geçen, adaylıkları olan ve hatta bazı dallarda Oscar kazanmasına kesin gözüyle bakılan Boyhood, Interstellar, American Sniper ve Into The Woods'un benim için dev hayal kırıklıkları olduğunu söylemeliyim; bu nedenle listelerde göremiyorsunuz.

Tüm önemli sinema blogger'larının Oscar tahminleri için The Oscar Boy'un bloguna da göz atmayı unutmayın.

İyi seyirler ve sağlığınıza!

21 Ocak 2015

Bond, James Bond? Hayır burbon!

"Bonded" ve "Bottled in Bond" kavramlarini ilk defa duyduğumu itiraf ederek başlıyorum. Sabahtan akşama viski üstüne okuma yapsam da sürekli yeni şeyler keşfetmek bu dünyanın en heyecanlı yanı zaten. 

Beam Suntory'nin yeni bir "bonded" burbon çıkaracağı haberi üstüne araştırma yapınca Türkçe'sini bulamadığım bu kavramın İskoçya'daki "tek malt" kavramına benzer bir tanımı olduğunu gördüm. 1897 tarihli Bottled in Bond yasası çerçevesinde devlet kontrolünde olan tek bir damıtımevinde/deposunda, tek bir sezonda, aynı başdamıtımcının gözetimi altında üretilen ve en az 4 yıl olgunlaştırılan ve 100 Proof (%50 ABV) alkol oranına sahip burbonlara "bonded burbon" adı veriliyor.

Son yıllarda fazla marka tarafından uygulanmayan bu şişeleme şekli Jim Beam markasına yeni bir soluk getirmek amacıyla düşünülmüş. Jim Beam Bonded, etiket olarak da eski burbonları hatırlatan bir tasarımla hazırlanmış.

Kaynak: http://whiskyadvocate.com/whisky/2015/01/16/beam-releasing-new-bonded-bourbon/

16 Ocak 2015

İrlanda Viskilerinin Yükselişi


İrlanda Viskileri son yıllarda viski trend listelerinde mutlaka yer bulan bir başlık. 2014 yılında 9 aktif damıtımevi ile viski dünyasına katkıda bulunan İrlanda, 2015'te açılması planlanan 8 yeni damıtımevi ile dünya viski haritasında hakettiği yere hızla yaklaşıyor. 

Bord Bia'nın raporuna göre 2014 yılı İrlanda viskisi ihracat verileri çift haneli büyüme ile 7 milyon kasayı (9 lt lik) işaret ediyor. 2030 yılında bu sayının 25 milyon kasaya çıkması öngörülüyor.

İrlanda viskileri en büyük büyümeyi Rusya ve Güney Afrika'da gösteriyor.

http://www.thespiritsbusiness.com/2015/01/irish-whiskey-exports-rise-despite-sluggish-us/?article-source=newsletter&source=341&date=2015-01-16

14 Ocak 2015

Konuk Yazı: Paris'te Son Viski

2015 yılının ilk konuk yazısı Meleklerin Payı dostlarından Işıtan Gün'den geldi. (Bernard Shaw'un "Whisky is liquid sunshine" cümlesini düşününce bir viskisever için daha müthiş bir isim düşünemiyorum) Işıtan Bey, Paris'te viski diyince akla gelen tüm mekanları, tattığı, zevk aldığı viskilerle de birleştirerek harika bir rehber yazı hazırlamış. Mayıs ayında Paris'e yaptığım yolculuktan hemen sonra La Maison du Whisky tadilata girdiği ve aynı dönemde müthiş bar Curio Parlour kapılarını kapattığı için Işıtan Gün'ün yazısı gerçekten benim de çok faydalandığım bir yazı oldu...

Buyurun hep birlikte tadını çıkaralım:

PARİS'TE SON VİSKİ 



Noel ve yılbaşı tatilinde aile ziyareti için gideceğimiz Paris seyahati başlamadan önce, şehirde viski içmek ve satın almak istediğim yerleri araştırmıştım. Konu hakkındaki bilgi ve izlenimlerini yazan viskiperverler sayesinde listeyi aşağıdaki şekilde daraltmıştım:

Alışveriş için:

  • La Maison du Whisky – 20 Rue d’Anjou (8inci Arrondissement)
  • Le Bon Marche (38 Rue de Sevres)
  • Lavinia – 3 Boulevard de la Madeleine (1inci Arrondissement)

İçmek için:

  • Auld Alliance Pub - 80 Rue François Miron (4üncü Arrondissement, St. Paul Metro istasyonu)
  • Le Harry’s – 5 Rue Danou (Hemingway ile Gertrude Stein’ın da müdavimi oldukları bar).

Bu kısa listeyle Paris’teki viski serüvenime, doğal olarak önce tadım yaparak başlamaya karar verdim. Genel olarak Britanya tarzı publara olan düşkünlüğümden işe İskoç mekanı Auld Alliance’tan başladım (www.theauldallianceparis.com ).

Fotoğraftan da görüleceği gibi klasik bir pub olan Auld Alliance, St. Paul metro istasyonu çıkışına 30-40 metre mesafede. Daha merkezi bir yerde iseniz, illa ki yolunuzun düşeceği Le Marais’den Rue de Rivoli üzerinden yürüyerek de ulaşabilirsiniz.


Saat 15:00’te kapılarını açan Auld Alliance’a saat 16.00’ya doğru mekanın 3. müşterisi olarak girip bara oturdum. O gün barın arkasında çalışan Simon’dan viski menülerini istedim; kalem kağıt çıkardığımı görünce tatlı bir İskoç aksanıyla “oh tasting notes, nice way to spend the afternon” diye beni neşelendirdi.

Bu arada barın üzerinde yazan “Every time you tip us a little bit of Justin Bieber dies” yazısı bu mekanı seveceğimin garantisi gibiydi.

Menüye geçelim. Toplam 47 Speyside, 4 Lowland, 4 Mul, 5 Orknay, 3 Skye, 1 Wales, 1 Arran, 2 Campbeltown, 3 Ireland, 1 Jura, 22 Highland ve 23 Islay olmak üzere toplam 120 viski içeren bir seçenekler ve fiyatları:


İlk olarak Springbank 10 yo (Campbeltown) ile başladım. Daha önce Campbeltown deneyimim olmadığı için merak ediyordum. Notlarıma göre (bu arada notları, standart tadım kartım yerine serbestçe yazarak aldığımı eklemeliyim), Springbank 10yo vanilya, tuz, bir miktar floral ve karamel esintisi taşıyor. İçimi hoş ve inanılmaz derecede yumuşak, bitiş ise oldukça kısa ve kuru geldi. Gerek içimde, gerekse bitiş sonrası ahşap kokusu neredeyse hissedilmiyor, çok yumuşak bir turba kokusu sanki sessizce elveda diyor. Springbank 10yo için “SOFTEST MALT EVER!” diye notlarıma ek yapmışım.


İkinci olarak, Speyside tarafından Craigellachie 11 yo Sherry SV ısmarlıyorum. 2002’de distile edilen ve 2013’te şişlenen bu Craigellachie, 900077 nolu cask’e ait ve %58.9 alkol oranıyla sürprizlere gebe gibi. Koku olarak yüksek alkol oranının arkasına gizlenmiş yasemin ve acı kakao dikkatimi çekerken, çok uzun olmayan, hatta neredeyse “sütlü” bitişi, “mutlu bir son” ve “damak gıdıklayıcı” olarak nitelendirmişim. Tekrar kokladığımda burnuma mükemmel bir biber ve elma esintisi çalınmış.

Bu güzel viski için “iyi bir arkadaşla uzun bir gecenin ya en sonunda ya da en başında içmek gerek” diye bir de not düşmüşüm.

Üçüncü seçimim, bir Lowland olan Auchentoshan The Vaninch oldu. Yıl içinde (iyi ki) gitmediğim Arsenal deplasmanında bizim gruptan birine ısmarladığım ama gelmeyen bu viski, Auld Aliance’da beni en az etkileyen seçim oldu. Koku olarak bana tarçın ve portakalı çağrıştıran ama her halukarda oldukça meyve ağırlıklı etkileriyle son derece hoş olan Auchentoshan’ın içimi talaş tadıyla taze bir ürün olduğunu açıkça ifade ederken, uzun sayılabilecek bitiminde tabir yerindeyse baharatlı bir artçı darbeyle son bir güzellik yapmıyor değil…

Ve sıra geldi assoliste. Benim için Auld Alliance ziyaretini taçlandıran seçimim, bu mekanda içtiğim son viski, bir Highland olan Inchmurrin 1973 oldu. Şöyle diyebilirim ki Paris seyahatimin kalan bölümünde girdiğim her viski satan mağazada onu bulma gayreti içindeydim (başaramadım). Üstelik Auld Alliance’taki son kadehi de ben aldığım için ikincisini dahi içemedim.

Inchmurrin 1973 koku konusunda oldukça utangaç bir malt. Bana meyve ve balı anımsattı. Tadını ise tarif etmekte zorlandım, içimde orta dolgunlukta, hafif yanık şeker ve daha da hafif bir çilek dokunuşu hissettim. Bu güzel malt için kayda değer bulduğum iki not almışım:

“bunu sonsuza dek içebilirim”

“kendinden daha yaşlı bir içki içmek ne büyük mutluluk” 

Ürün hakkında: Inchmurrin 1973, Gordon & MacPhail tarafından “Rare Old” kategorisinde satılıyor. %40 alkol oranına sahip bu ürünün adı, Loch Lomond bölgesinde yer alan hepi topu 120 hektarlık bir büyüklüğü olan Inchmurrin adasından geliyor. Bu malt, Highland/Lowland sınırında bulunan ancak su tedariki Loch Lomond’dan geldiği için bir Highland olarak kategorize edilen Dumbartonshire’da bulunan Loch Lomond Distillery’de üretilmiş.
Inchmurrin 1973 için G&M aşağıdaki tasviri kullanmış: “Speyside nose, Highland palate and Lowland finish”

Bu eşsiz deneyimden ve Simon’ın ikram ettiği son içkiden sonra, alışveriş için La Maison du Whisky’nin yolunu tuttum. Şehrin daha çok meskenlerin yoğun olduğu bir bölgesinde yer alan ve 1968’de açılan bu mağazaya yaklaştığımda küçük çaplı bir şok yaşadım. Artık tenhalaşmış ara sokakların birinde yer alan viski mağazasının önünde ramazan pidesi kuyruğu gibi bir sıra vardı

Yaklaşık 20 dakika sürecek sıra bekleyişi esnasında, sevgili Atakan Özdemir’e (@atakantwt) durumu aktarma şansı buldum. Nihayet sıram gelip içeri girdiğimde doğal olarak hemen Inchmurrin 1973’ü sordum, yılbaşı üzeri olduğundan ellerinde kalmadığını söylediler. İkinci olarak sorduğum Ardberg Galileo ve Balvenie 14 yo da ellerinde kalmamıştı. Bu durumda yapacak bir şey kalmıyordu, alternatif listemi çıkarıp üzerinden hızlıca gittim. Balvenie Portwood 21yo (Speyside) ile bir Japon maltı olan Taketsuru Nikka 21yo üzerinde karar kıldım.



Geride kalan günlerde, Inchmurrin 1973’ü arama bahanesiyle Paris’te incelediğim viski satış noktaları:
Paris’in (ve dünyanın) en eski mağazalarından biri olan Le Bon Marché (La Grande Epicerie de Paris): Geniş bir viski seçeneğine sahip olmasına rağmen departman sorumlusunun viski konusundaki bilgisizliğini hayretle izledim. Daha çok viski seven arkadaşlarına bir şişe hediye etmek isteyen ve viski hakkında hiçbir şey bilmeyen yılbaşı alışverişçilerine uygun bir satıcı karakteriydi. İlgilenenler için viski bölümü -1. Katta.





Lavinia Paris (http://www.lavinia.fr): Opera ile Madeleine arasında yer alan bu içki mağazasını tavsiye ederim, hem çok geniş bir seçenek sunuyorlar, hem de çalışanlar son derece bilgili ve yardımcı. Viski bölümünde (çok heyecan verici şişeler olmasa da) tadım dahi yapmak mümkün. Burada rastladığım bir Fransız burbonunu almaya yeltendiysem de bavul sınırlaması nedeniyle vazgeçtim.


Son olarak, şansımı denediğim ve yine La Maison du Whisky’e bağlı LMDW Fine Spirits mağazasında (www.finespirits.fr – 6 Carrefour de l’Odéon, 6ıncı Arrondissement) son derece keyifli zaman geçirdim. Buranın, içeri sıra bekleyerek girilen ana LMDW mağazasından farkı, sadece viski değil diğer içkilerin de satılıyor olması

Burada konuştuğum görevli Pierre viski konusunda çok bilgiliydi ve bir daha Paris’e gelmeden önce ararsam Inchmurrin 1973’ü getirtebileceğini söyleyerek bir sonraki Paris seyahatimin kapısını aralamış oldu.

Işıtan Gün

Paris-İstanbul

06 Ocak 2015